Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu hakkında bonoya dayalı olarak takip yapılmış, 163 örnek ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlu, yasal süre içinde icra mahkemesine verdiği itiraz dilekçesinde bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Yargılama sırasında, senetle ilgili olarak ceza mahkemesi'nde dava açıldığı belirtilmiştir. Ancak mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda itiraz edilen imzanın borçluya ait olduğundan bahisle itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararın temyizi üzerine, Dairemizce; takip dayanağı senetle ilgili olarak Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan sahtecilik davasının derdest olduğu, anılan mahkemenin 04.10.2001 tarihli müzekkeresinden anlaşılmakla, icra mahkemesince, HMUK.nun 317. maddesi gereğince anılan davada muteriz borçlunun şahsi hak ileri sürer biçimde bir müdahilliğinin olup olmadığı araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, sahteciliğe ilişkin Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi dosyası celbedilmiş, bu dosyada borçlunun müdahil olduğu ve yargılamanın halen devam ettiği tespit edilip, dosyanın kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiştir.
Takip dayanağı senetle ilgili olarak sahtecilik suçundan dolayı Ağır Ceza Mahkemesinde sürdürülen yargılama neticesinde, takip yapan alacaklı yönünden beraat kararı verildiği ve onun yönünden hükmün kesinleştiği, senet lehtarı ve dava dışı borçlunun eşinin ise sahtecilik suçundan dolayı cealandırılmalarına karar verildiği ve bu şahıslar yönünden dosyanın temyizen Yargıtay'a gönderildiği, haklarındaki kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Resmi veya hususi bir senedin sahteliği hakkındaki itirazın, HUMK.nun 314,316 ve 317. maddeleri hükümlerine göre değerlendirilmesi lazımdır. Usulüne göre açılmış böyle bir sahtecilik davası sırasında senedin bilirkişi marifeti ile incelenmesine ve olaylardan haberdar olanların dinlenmesine karar verildiği takdirde, senet o dava sonunda verilecek hükme kadar hiçbir işleme esas tutulamaz. Ancak, tek başına ceza davasının açılmış olması, kişisel hak bakımından davaya müdahale olunarak senedin iptali istenmedikçe, hukuk davasına ve icra takibine doğrudan etki etmez.
Somut olayda, takip dayanağı senet yönünden sahtecilik suçu işlendiğinden bahisle bir kısım sanıklar hakkında ceza mahkemesince verilmiş bulunan hüküm henüz kesinleşmemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak sahteciliğe ilişkin Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verildiği halde, bilahare bu ara kararından dönülerek ceza mahkemesince verilen hükmün kesinleşmesi beklenmeden sonuca gidilmesi isabetsizdir.

Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.