Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
3. İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2017/670 Esas, 2019/279 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 ncü ve 58 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebebi, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. 17.07.2014 tarihinde sanık ...'ın, ... Markete gelip elinde çok miktarda bozuk para bulunduğunu, bu paraları kağıt parayla değişebileceğini beyan etmesi üzerine, markette kasiyer olarak çalışan mğdur ...'ün bozuk parayı kağıt para ile değiştirmek üzere kasadan 1.350,00 TL alarak sanıkla birlikte dışarıya çıktığı, ancak sanığın bir bahane ile arkasından gelen mağdur elindeki kağıt parayı aldıktan sonra onu başka bir mağazaya yönlendirip dışarıda beklediğini belirttiği, mağdur ve tanık içeri girince sanığın ortadan kaybolduğu bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; iddianamede anlatılan olayı kabul ettiğini, zararı giderecek maddi gücü olmadığını beyan ederek suçlamaları ikrar etmiştir.
3. Mağdur ..., olayın iddianamede anlatıldığı gibi gerçekleştiğini şikâyetçi olmadığını belirtmiştir.
4. Soruşturma aşamasında mağdur tarafından sanık kesin ve net olarak teşhis edilmiştir.
5. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2017/670 Esas, 2019/279 sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.