Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1 ve 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2015/201 Esas, 2015/657 Karar sayılı kararı ile sanığın; cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/1,3-b ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.02.2020 tarihli ve 14-2016/31101 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
A.Sanık Müdafinin Temyiz İsteği
Sanığın atılı suçu işlemediğine, mağdure beyanından başkaca delil bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 102/3-b maddesinde düzenlenen suçun yasal koşullarının oluşmadığına, aynı Kanun’un 102/1. maddesinde düzenlenen suçun takibinin şikayete tabi olduğuna, mağdurenin de şikayetçi olmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
B.O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Mağdurenin şikayetçi olmadığını belirtmesine rağmen düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
1. Olayın intikal şekli ve süresi, savunma, mağdurenin tanık beyanları ile doğrulanmayan soyut beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.06.2024 tarihinde karar verildi.