Taraflar arasındaki tapuda kayıtlı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince yapılan düzeltme sonucu yüzölçümünde meydana gelen azalış nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı ile birlikte İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/378 E - 2018/429 K sayılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapuda kayıtlı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince yapılan düzeltme sonucu yüzölçümünde meydana gelen azalış nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nce 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş olup; hüküm, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre;
İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, Paşaköy Mahallesi, 1036 parsel sayılı taşınmazı davacının 1475 m2 olarak üzerinde herhangi bir şerh olmadan 18/11/2005 yılında satın aldığı, imar uygulaması çalışmalarında yaptırılan ölçümlerde taşınmazın 1122,53 m2 olarak tespit edildiği, tapuda da bu şekilde yüzölçümünün düzeltildiği, farklılığın kadastro ölçümünün Thomson yöntemiyle hesaplanmasından kaynaklandığının belirtildiği, yapılan yüzölçümü değişikliği işleminin 09/11/2015 tarihinde kesinleştiği ve davacının yapılan bu işlem sonrasında taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalma nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin TMK'nın 1007. maddesi gereğince davalı Hazine'den tahsiline karar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK'nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 22/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.