İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında silah ticareti yapma, 5607 sayılı Kanuna aykırılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunu'nun (6136 sayılı Kanun) 12/1-2,5607 sayılı Kanun'un 3/9, 4/2-5,13 üncü, 17/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1,53 üncü ve 54 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarihli kararı ile sanık ve temyiz dışı sanık ...'nin silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12/1-2-4,5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2 ve 53 üncü maddeleri gereğince 10 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna, sanık ...'in beraatine karar verilmiş, sanık ...'nın birlikte silah ticareti yapma suçunu işlediğine karar verilen sanık ...'nin 11.02.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 17.03.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebebi;
Suçun sübutuna, suça konu tabancaların izinli olarak üretildiğine, silahlarda sonradan bir değişiklik yapılmadığına ve delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına ilişkindir.
Ambarlı Gümrük Limanı Kumport Liman İşletmeciliğinde demirli halde bulunan Panama bayraklı bir gemide silah kaçakçılığı yapıldığının ihbar edilmesi üzerine, alınan arama kararı sonucu. gemide yüklü konteynerde yapılan aramada 335.000 adet av fişeği, (toplam ses fişeği tabancası olarak imal edilmiş) 499 tabanca, bu tabancalara ait 950 şarjör, bu şarjörlere ait toplam 1000 adet plastik, 1110 adet şarjör yayı, 1000 adet gerder olarak tabir edilen şarjörün ucundaki plastik parça, 500 adet sökme mandalı, 1000 adet şarjör kilidi, 490 adet bu silahlara takılmak için hazırlanan 12 cm uzunluğunda krom kaplamalı namlu, 100 adet 5 cm boyunda ucu dişli siyah renkli metal boru, 590 adet siyah renkli silah çantası ele geçirilmiştir.
Ele geçirilen bu eşyalar için sanık ... tarafından plastik komidin eşyası olarak Libya'ya ihracat beyannamesi düzenlenip, beyaz hat kriterine göre gümrük işlemlerinin tamamlanıp gemiye yükleme aşamasına gelindiği anlaşılmıştır. Silahları sanık ... ...'ın firmasından sanık ...'nın ihraç etmek üzere satın aldığı ve malların kendisine ait olduğu, ele geçirildiği gemiye yanlışlıkla yüklendiğini savunduğu anlaşılmıştır. Silahlar üzerinde İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan inceleme neticesi düzenlenen raporda her ne kadar ilk bakışta ses ve gaz fişeği atan tabanca gibi gözükse de bu tip tabancaların namluları içerisinde bulunması gereken saçma tanesi, bilye, kursun küre gibi cisim atılmasını engelleyecek tahdit parçaları-gaz dağılımını temin eden gaz ayırıcı parçaların sonradan aletli bir müdahale ile çıkartıldıkları, söz konusu tabancaların namluları üzerinde değişiklik yapıldığı, orijinal fabrikasyon özelliklerini muhafaza etmedikleri, çaplarına uygun özel nitelik kazandırılmış fişekleri istimale elverişli oldukları ve 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunan silahlardan oldukları anlaşılmakla sanıkların atılı suçları işledikleri iddia edilmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosyaya yansıyan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; 22.04.2014 günü, saat 13.00 sıralarında gelen ihbarda Panama Bayraklı gemi vasıtasıyla silah kaçakçılığı yapılacağının belirtildiği, söz konusu konteynerlerin bağlı bulunduğu beyannamenin Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nde, Hakser Lojistik Hizmetleri Dış Ticaret - ... firması adına işlem gören 17.04.2014 tarihli ihracat beyannamesinde, ihraç edilecek eşyanın plastik komodin cinsi eşya olarak beyan edildiği ancak 23.04.2014 tarihinde yapılan tespitte, konteyner içerisinde 335.000 adet av fişeği, diğer konteyner içerisinde ise 499 adet tabanca, bu tabancalara ait 950 şarjör, bu şarjörlere ait toplam 1000 adet plastik, 1110 adet şarjör yayı, 1000 adet gerder olarak tabir edilen parça, 500 adet sökme mandalı, 1000 adet şarjör kilidi, 490 adet krom kaplamalı namlu, 100 adet siyah renkli metal boru ve 590 adet siyah renkli silah çantası bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Ankara ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarlarından aldırılan raporlarda, incelemeye konu silahların 9 mm çapında, ses ve gaz fişeklerini istimal etmek üzere imal edilmiş oldukları, mekanik aksamlarının sağlam ve işler durumda olduğu, mevcut durumları itibariyle bilinen ateşli silah fişeklerinin istimale elverişli olmadıkları ancak namluları içerisinde bulunan gaz ayırıcı parçalarının daire şeklinde delikli bir yapıda olduğu, bu halleriyle de özel şekil ve nitelikteki fişeklerin ucunda bulunan kurşun küre veya saçma tanelerinin geçebileceği kadar bir boşluk sağladıkları, mermi çekirdeği niteliğini taşıyan ve ucunda kurşun küre bulunan ateşli bir silah fişeği niteliği kazanmış, çapına uygun özel şekil ve nitelikteki fişeklerin istimale uygun oldukları, bu haliyle tabancaların 6136 sayılı Kanun ve yönetmelikteki tanıma uyum sağladıkları mütalaasına yer verilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporunda da benzer nitelikte mütalaada bulunularak incelemesi konusu olan tabancanın 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin gerektiğinin bildirilmiştir. Sanık ...'nin, dava konusu olan ihracat beyannamesini düzenleyen şahıs olduğu gibi ihracatçı firmanın sahibi olduğu, sanık ...'nın ise dava konusu olan tabancaları ihraç kayıtlı olarak, üretici firma sahibi olan ...'den satın aldığı, sanıklar ... ve ...'nın, fikir ve eylem içerisinde hareket etmek suretiyle, plastik komodin cinsi eşya olarak bildirdikleri ihracat konusu eşyanın bulunduğu konteynerlere, dava konusu olan tabancaları, av fişeklerini ve davaya konu olan diğer tabanca aksamlarını yerleştirdikleri, bu şekilde söz konusu eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri, böylelikle sanıkların üzerilerine atılı olan 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işledikleri anlaşılmakla silah ticareti yapma suçundan cezalandırılmalarına resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; duruşma tutanaklarının içeriği, hukuka uygun olarak elde edilen delillerin tartışılmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirilmenin yerinde olduğu, mahkemece verilen kararda, usul veya esas bakımından herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
1. Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan suçundan hüküm kurulmamış ise de bu husus, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Ele geçirilen tüm suç eşyalarının müsaderesi ve taksitlendirmeye ilişkin kanun maddesinin düzeltilmesi hususunda mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanık savunmaları, ihbar ve arama tutanağı, ele geçirilen tabancalara ilişkin alınan kriminal raporlar ve bakanlık yazısına göre, ihracata dönük olarak izinle üretilen, nitelik olarak 6136 sayılı Kanun kapsamında bulunan ve özel nitelikte fişekleri istimale elverişli 499 adet tabancayı sahte belge ile Libya ülkesine göndermeye çalışan sanığın silah ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/978 Esas, 2020/432 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2024 tarihinde karar verildi.