Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebi uyarınca yapılan 31.03.2021 tarihli duruşmaya sanık veya müdafiinin gelmemesi üzerine incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 07.08.2015 tarihli ve 2015/30519 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2.İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli, 2015/296 Esas, 2016/11 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1, 103/4,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 gün ve 1990/8-3-70,09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200,17.06.2014 tarihli ve 658-330 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, dava konusu yapılan eylemin iddianamede açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususlarında karışıklığa neden olacağı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılamada Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.08.2015 tarihli iddianame ile sanık hakkında müsnet suçun işlenme şekli ile eylemlerin delillerle ilişkilendirilmesine dair herhangi bir tespite dayalı anlatım ve buna göre usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gibi esasen bu eksikliğin de ancak yeni bir kamu davası açılması suretiyle giderilebileceği nazara alınmadan mevcut iddianameye göre hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 170/4 ve 225. maddelerine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuş, aynı gerekçeyle Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden esası incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2024 tarihinde karar verildi.