B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, 2863 sayılı Kanunun 65/1,5237 sayılı TCK'nın 43,62,52/2,53. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.03.2020 tarihli 2017/2044 Esas, 2020/2410 Karar sayılı ilamı ile sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilerek hüküm bozulmuş, bozma ilamı üzerine mahkemece sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1,5237 sayılı TCK'nın 43,62,52/2,53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak sonuç olarak 1 yıl 13 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamında mevcut 03.07.2013 tarihli durdurma yapı tatil zaptında, sanık tarafından inşa edilen 7 x 20 metre ebatlarındaki yapının temellerinin atılmış olduğunun tespit edildiği, dava konusu yapıya ilişkin olarak tanzim edilen 14.10.2014 tarihli görgü tespit tutanağında ise, 7 x 20 metre ebatlarındaki tek katlı binanın kaba inşaatının bittiğinin, dükkan şeklinde dört kısımdan oluştuğunun, dış kısımlarının daraba ile kaplı olduklarının belirlendiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, sanık hakkında 14.10.2014 tarihli tutanağa ilişkin olarak dava açılmasının sağlandığı ve dosyanın incelemeye esas dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Mahkemece bozma öncesi 24.02.2015 tarihli karar ile sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.03.2020 tarihli 2017/2044 Esas, 2020/2410 Karar sayılı bozma ilamı ile sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak hükmün bozulduğu anlaşılmakla; 1412 sayılı CMUK'un 326/son. maddesi dikkate alınarak, infazın 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezası üzerinden yapılacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 5. fıkrasının çıkarılarak yerine, "24.02.2015 tarihli hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, sanık hakkındaki 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün infaz aşamasında gözetilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle, hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2024 tarihinde karar verildi.