Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının asıl işvereni davalı belediye olan işyerinde çalışmaya başladığını, son olarak diğer davalı şirket bünyesinde çalışmakta iken akdin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işe iade davası açtığını, davanın kabulüne dair verilen karararın Yargıtayca onandığını, yasal sürece işverene ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen işe başlatılmadığını, feshe bağlı hakların da işverene ödenmediğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat Bilgi İşlem Temizlik Yemek Özel Sağlık Madencilik Gıda Nak. .... San. ve Tic. A.Ş. vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işe iade davasının sonucu olarak davalı şirkete göndermiş olduğu noter ihtarnamesinin tebliğ edildiği yasal bir aylık süre içerisinde davacının işe başlatılmadığından akdin 13/11/2015 tarihinde feshedildiği,bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteme hakkının bulunduğu, davalı kurumun davacının işçilik alacaklarından asıl işveren olarak sorumlu gerekçesiyle bir kısım işçilik alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları tamamen farklı oldukları görülmekle, yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uyulmadan, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılarak verilen yerel mahkeme kararının bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.