Tebliğname No: 7 - 2011/382515
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra
Sair itirazların reddine, ancak;
I-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2012 gün ve 2011/7-465 Esas, 2012/11 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı yasanın 5/son maddesinde belirtilen toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun belirtilmiş olması karşısında; tüm dosya kapsamına göre, isnat edilen eylemin toplu kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve hükümden sonra 30.12.2008 gün ve 27096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 gün ve 2006/47 Esas, 2008/144 Karar sayılı kararı ile, mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 34. maddesinin son fıkrasında yer alan, "..Gümrük İdaresince.." ibaresi, Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edildiğinden, dava konusu eşyanın CİF değerinin konusunda uzman bilirkişiye tesbit ettirilen değerinin daha az bildirdiği de gözetilmekle, bilirkişinin belirlediği birim CİF değerleri üzerinden Gümrük İdaresine hesaplattırılan gümrüklenmiş değerin 4.5 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere sanıklara ön ödeme önerisinde bulunulup, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı yasanın 34. maddesi uyarınca 30 günlük süre beklendikten sonra sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sanıklar tarafından ödeme önerisinin yerine getirilmemesi halinde;
II- 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin adli para
cezasını gerektirdiği, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibarıyla 5607 sayılı yasanın sanıklar lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık Z.. O.. ve sanık N.. G.. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların sonuç cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 28.05.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.