... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.03.2010 gün ve 367/163 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Nikalaus İlhan vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı, davalılardan ... ile 1999 yılında resmi nikahla evlendiklerini, diğer davalı ...’ı küçük yaşta yanlarına alarak büyüttüklerini, bilahare ...ile... arasında duygusal ilişkilerin başladığını, dava konusu Bodrum İlçesi, Konacık 1675 parsel A-zemin 2 nolu bağımsız bölümü, davalı ...’ın diğer davalı ...’a muvazaalı olarak tapuda temlik ettiğini, bu işlem sırasında intifa hakkını kendi üzerinde bıraktığını açıklayarak, davalı ... üzerinde olan tapu kaydının iptali ile diğer davalı ... üzerine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., 23.05.2008 tarihli dilekçe ile davacıya 10 yıldan fazla hizmet ettiğini, çocuklarına baktığını, temizlik işlerini yaptığını, ayrıca, nizalı yeri 25.000 YTL’ye davalı ...’dan satın aldığını, kendi babası...’inde maddi destekte bulunduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. 02.11.2009 tarihli dilekçesinde ise özetle; davacının ailesinin yanında ve özellikle Avusturya’da kalabilmesi için oğulları Nikolai ile evlendirildiğini, davalı ... ile nikahsız ve gayri ahlaki ilişkiyi sürdürebilmek amacı ile dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kendisine devrinin yapıldığını vs. açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... 07.03.2008 tarihli oturumda imzalı beyanıyla açılan davayı kabul ettiğini ve tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı satın alabilecek gücü olmadığı, özellikle satış işleminin zamanlaması, taraflar arasındaki yakın ilişki hususları birlikte değerlendirildiğinde yapılan satışın muvazaalı olduğu, davacının boşanma davası açınca evlilik birliği içinde edinilen malların tasfiye sürecinde mal kaçırmak amacını güttüğü kanaatine ulaşılmış ve tapudaki satışın gerçek bir satış iradesini yansıtmadığı anlaşıldığından ve davalı vekili her ne kadar satışın Borçlar Kanunu'nun 19.maddesi uyarınca ahlak ve adaba aykırı bir sözleşmeden kaynaklandığı ve bu tür sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği ve ifasının istenemeyeceğini iddia etmişse de bu husus davacıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
davalı ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen 09.07.2007 tarih ve 9576 yevmiye nolu resmi akit tablosuna göre, Konacık Köyü 1675 parseldeki 2/60 arsa paylı, A blok, zemin kat, 2 nolu meskenin tamamı ... adına kayıtlı iken intifa hakkının tamamını 99 yıl süre ile uhtesinde bırakarak çıplak mülkiyetinin tamamını 7.000 YTL’ye... İlhan’a sattığı görülmüştür. Sair tüm deliller dosya içerisindedir.
Somut olaydaki uyuşmazlık, dava dilekçesinin içeriği ve tüm dosya kapsamına göre: BK.nun 18. maddesinden kaynaklanan muris muvazaası ya da taraf muvazaası olup olmadığından kaynaklanmaktadır.
Bilindiği üzere, BK.nun 18.maddesi ve 01.04.1974 tarih ve ½ ... Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaasından söz edebilmek için öncelikle temlikte bulunan kişinin, temlik tarihinden sonra ölmüş olması ve adına kayıtlı tapulu bir taşınmazını tapuda görünüşte satış, gerçekte bağış olarak temlik etmesi gerekir. Olayımızda tapuda temlik eden ...halen sağdır. Dolayısıyla muris muvazaasına dayalı davanın dinlenme olanağı yoktur. Taraf muvazaasına gelince; davacı resmi temlikin tarafı değildir. Kaldı ki taraf muvazaasının aynı güçte yazılı delille ispatı gerekir. 07.10.1953 tarih 8/7 ... tevhidi içtihatta bu yöndedir. Bu nedenle davacının taraf muvazaasına dayalı iddiasının da yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda BK.nun 19 ya da 65.maddesine dayanılarak açılacak davanın davacısının ...olması gerekir. Hasan’ın buna dayalı bir davası yoktur. Öte yandan davacı nikahlı eşin açmış olduğu bu davada üzerinde kayıt bulunmayan diğer davalı eş Hasan’ın kabul beyanının hukuki sonuç doğurup doğurmayacağının tartışılması gerekir.
Bilindiği üzere HUMK.nun 91-95 ve HMK.nun 307. maddesinde yazılı olduğu üzere kabul karşı tarafın onayını gerektirmeksizin yapıldığı andan itibaren kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Ancak, hukuken sonuç doğurabilmek için üzerinde kayıtlı bir mal olması gerekir. Aksi takdirde kabul beyanı hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Hal böyle olunca; davacının davasının reddine karar verilmek gerekirken maddi delillerin ve değinilen yasa maddeleri ile tevhidi içtihatların gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK.m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 148,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.