Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.08.2001 tarihinden itibaren ... Belediyesinin bünyesinde alt işverenlerde çalışmaya başladığını, alt işverenler değişse bile kesintisiz çalışmasına devam ettiğini, 04.01.2015 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, haftanın yedi günü saat 15.00-24.00 saatleri arasında çalıştığını, son olarak çalıştığı Şirkette 200,00 TL yemek ve yiyecek yardımı aldığını, tüm resmi ve dini bayramlarda çalıştığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, davacının müvekkili Kurum çalışanı olmadığını, Belediyenin ihale makamı olduğunu, ücret ve tazminat haklarından sorumlu olamayacağını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Şirket vekili, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının hizmet akdinin belirli süreli olduğunu, yasa gereği kıdem tazminatından davalı Belediyenin sorumlu olduğunu, davacının taleplerinin yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının asıl işvereni davalı ... olan alt işvereni işyeri devri kuralları çerçevesinde değişen ve en son alt işvereni davalı şirket olan Belediye işyerinde 13.08.2001-04.01.2015 tarihleri arasında en son brüt giydirilmiş 1.701,80 TL ücretle belirsiz ve tam süreli iş akdiyle çalıştığı, toplam kıdeminin 13 yıl 4 ay 21 gün olduğu, davacının emeklilik nedeniyle haklı işçi feshine dayandığı, dosyada mevcut SGK belgeleri ile davacının emeklilik nedeniyle haklı işçi feshini ispatladığı, haklı işçi feshinin sonucu olarak, davacının kıdem tazminatı ile fesihte kullandırıldığı yada ücretinin ödendiği ispatlanamayan yıllık izin ücretine hak kazandığı, ispat yükü kendisinde olan davacı işçi tarafının tanık beyanlarıyla fazla çalışma, hafta tatillerinde çalışma ve ulusal bayram genel tatillerde çalışma olgusunu ispatladığı, ücretten sayılan bu kalemlerde çalışılmadığı varsayılan günler için % 30 hakkaniyet indirimi yapılmasının uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının yıllık izin ücreti alacağı olup olmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31.maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup, kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması halinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde 13.08.2001-04.01.2015 tarihleri arasında 13 yıl 4 ay 21 gün süre ile çalışmış olup, dava dilekçesinde de çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek izin alacağını talep etmiştir. Mahkemece, davacının hizmet süresine göre 228 gün ücretli izne hak kazandığı kabul edilerek yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacının iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hakimin 6100 Sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asil çağrılarak çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının alınmasından sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir.
3- Davacı, davasını kısmî eda küllî tespit davası olarak açmış, yargılama safhasında da talep ettiği miktarları ıslah ile artırmıştır. Bu dava türüne göre kıdem tazminatı hariç alacakların faiz başlangıcının, dava ve ıslah tarihine göre belirlenmesi gerekirken tamamı için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de hatalıdır.
Netice itibariyle, Mahkemenin usule aykırı olarak faiz başlangıç tarihlerini belirlemesi ve hakimin davayı aydınlatma ödevi gözetmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde karar vermesi bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.