... mirasçıları ... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.06.2000 gün ve 181/165 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında 538 ada 104 ve 105 ... parsellerin Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini, taşınmazların vekil edeninin murisi ve babası ... ... tarafından 09.09.1949,13.03.1944 ve 28.07.1945 tarihli harici satış senetleriyle sırasıyla, ..., ... ve...’dan satın alındığını, 1988 yılında muris ... ...’un ölümüyle taşınmazların tek mirasçısı olan vekil edeni davacıya kaldığını, taşınmazların Hazineyle bir ilgisinin bulunmadığını, aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla vekil edeninin miras bırakanı ve vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak Hazine adına bulunan parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu parsellerin orman ve yayla sayılan yerlerden olduğunu, bu tür yerlerin zilyetlikle edinilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, her iki parsel hakkındaki davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ... oğlu 1933 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma, eklemeli zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1,996 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 538 ada 104 ... parsel 03.07.1998 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında “arsa” niteliğiyle, aynı ada 105 ... parsel
ise, aynı tarihte “ham toprak" niteliğiyle Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmiş olup, kadastro tutanaklarının 29.01.1999 tarihinde kesinleşmesiyle Hazine adına tapu kayıtlarının oluştuğu belirlenmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmazların 6831 ... Orman Kanununun 1. maddesi uyarınca, orman sayılan yerlerden olup olmadığı, ya da toprağının orman toprağı niteliğinde veya orman içi bir iç parsel olarak değerlendirilme olanağının bulunup bulunmadığı, bundan ayrı, yayla olarak nitelendirilmesinin gerekip gerekmeyeceği konusunda duraksama söz konusudur. Aynı bölgeden gelen sayısız dosyanın temyiz incelemesiyle Daire ve Genel Kuruldan geçen benzer dosyaların kapsamları ve kararları göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazların öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken, daha sonradan yaygın bir yapılanma ve yerleşme alanı haline getirilerek Çukurova’ya nazaran daha serin olduğu için halk tarafından yayla olarak nitelendirilen bu yazlık evlerin yapıldığı yerlerden olduğu belirlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2001 tarih ve 2000/8-1836 Esas, 2001/13 Karar ... kararıyla, dava konusu taşınmazında içerisinde bulunduğu yerin evveliyatının yayla olduğu ve bilinen Tekir yaylası kapsamında yer aldığı, maruf ve meşhur sayılan yaylalardan bulunduğu kabul edilmiştir. Mahkemece, bu yön üzerinde durulmamıştır. Yayla iken, yerleşim alanına dönüştüğü dosya arasında bulunan pafta üzerindeki meskenlerden anlaşılmıştır.
Yayla olan yerlerin sakinleri tarafından, amacının dışında yazlık evler yapılarak yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet verilmesi, bağlı bulunduğu beldede belediye teşkilatının kurulması, hizmet binalarının yapılması, imarın geçerek kesinleşmesi, kısa veya uzun süreli özel mülkiyete dönüştürülerek kullanılıyor olması, az önce açıklanan hukuki düzenlemeler kapsamında taşınmazın öncesinin kadim yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu kararı sonucu yayla olduğu kabul edilen yerle çekişmeli taşınmaz arasında farklı işlem yapılmasını gerektiren fazla bir mesafe ve rakım da söz konusu değildir.
HMK.nun 187/2. (HUMK. nun m. 238/2) maddesine göre, “herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Yani “maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz”. Dava konusu taşınmazların bulunduğu Tekir yaylası sadece bölge halkı tarafından bilinen bir yer değil, herkesin bildiği, tanıdığı, yurt genelinde maruf olan bir yerdir. Öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken, sonradan yaygın bir yapılaşmaya sahne olmuştur. Çukurova’ya nazaran daha serin olmasından ötürü niteliğinin değiştirilerek yazlık yapı olarak kullanılması taşınmazın yayla olma özelliğini kaybettirmez.
4342 ... Mera Kanununun geçici 3. maddesinde; 03.06.2007 tarihli 5685 ... Kanunla yapılan değişiklikle, “Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek, Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vaz geçilir. Hazinece, bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan, Hazine adına tescil edilmesi gerekirken, gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalarda, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da, talep etmeleri halinde aynı esaslara göre, önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir" hükmü getirilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860-232 Karar ... kararında; vurgulandığı üzere, kural olarak, herhangi bir Yasa ve düzenleyici hüküm aynı Yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 ... Kanunla 4342 ... Mera Kanununun geçici 3. maddesinde yaptığı değişiklikler ile, 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 ..., 13 İlde Büyükşehir Belediyesi ve 26 İlçe kurulması ile bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesi ile, 5393 ... Belediye Kanununun 12. maddesine eklenen fıkranın (6360 ... yür.t.6 Aralık 2012, eklenen fıkra; “Mevzuatla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlar orman köyü iken mahalleye dönüşen yerler için devam eder. Bir belediyeye katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25.02.1998 tarihli ve 4342 ... Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam eder.”) uygulanıp uygulanamayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir. Buna göre, olayda hükümleri yukarıya aynen alınan 4342 ... Mera Kanununun geçici madde 3,1. ve 2 fıkra hükümleriyle 5393 ... Kanunun 12. maddesine eklenen fıkra hükmünün uygulanıp uygulanamayacağının araştırma, inceleme ve değerlendirme konusu yapılması, belirtilen Kanunların hükümleri kapsamında değerlendirilecek yerlerden olmadığının saptanması halinde, HGK. kararında da vurgulandığı gibi dava konusu taşınmazların “yayla” kapsamındaki yerlerden olduğunun gözetilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Gçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.