Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 11.12.2012 günü belirlenen saatte temyiz edenler davacı ... Gemi ve Yat San.Tic.Ltd.Şti. vekili Av.... ile davalı ... Paz. ve Gemi İnş.San.Tic.A.Ş. vekili Av.... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:

1-Dava, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı tarafın hükmedilecek alacak miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK'un 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HUMK'un 284. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalılar arasında imzalanan 07.04.2003 tarihli işbirliği protokolü ve 08.04.2003 tarihli protokol ile İstanbul Limanı İnşa Halindeki Yatlar Siciline 567 sıra numarası ile kayıtlı olan “...” adlı yatın önce davalı şirkete satışının yapılması, akabinde davalı şirket tarafından inşaatının tamamlanarak işletilmesi, kiralanması veyahut üçüncü şahıslara satılması, bu şekilde elde edilecek kazancın paylaşılmasının kabul edildiğini, protokoller çerçevesinde müvekkilinin taahhüt ettiği satış işlemini gerçekleştirdiğini, davalı şirketin inşa işini tamamlayarak davaya konu yatı 25.07.2007 tarihinde üçüncü şahsa sattığını, ancak davalıların elde ettikleri kazançtan müvekkiline düşen payı ödemediklerini, davalıların haksız ve sözleşmeye aykırı tutumları nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, yatın aslında 3.175.000 dolara değil 8 Milyon dolara satıldığını, bedelde muvazaa olduğunu, öncelikle davaya konu yatın gerçek satış değerinin tespiti gerektiğini öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000 TL'nın tahsiline karar verilmesine talep etmiştir. Davalılar vekili; davacı şirkete protokolde öngörülen devir bedelinin ödendiğini, davacının davalı şirketten başka bir hak ve alacağı kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin davalı şirket aleyhine açtığı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece bilgisine başvurulan ilk bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30.07.2009 tarihli rapor ve 01.07.2010 tarihli ek raporda, davacının davalıdan alacağı bulunmadığını açıklamıştır. Rapora itiraz üzerine alınan 08.11.2010 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporunda; davacının davalıdan 892.350 USD alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkemece, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla üçüncü bilirkişi heyetinden alınan 19.09.2011 tarihli raporda ise; davaya konu yatın imalat süreci ve donatımı aşamasında tutulan kayıtlar ile birlikte imalatından bu yana geçen süre zarfında tadil edilen veya değiştirilen malzeme ve ekipmanları için tutulan ayrıntılı kayıtların temel alınması suretiyle, bu tip yatlar konusunda uzman sörveyör, tedarikçi ve yüklenici kişilerden teşkil edilecek heyet ile bizzat yat üzerinde keşif ve incelemeler yapılmak suretiyle yatın gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, yatın 2007 yılında Amerika merkezli bir şirkete satıldığı ve yat üzerinde keşif yapılamadığı belirtilerek, üçüncü raporda belirtilen şekilde araştırma ve soruşturma yapılmadan 08.11.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmiştir. Özetlemek gerekirse, mahkemece ilk rapora itibar edilmemiş, ikinci rapor alınmıştır. Ancak ikinci rapor da yeterli görülmeyerek her iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla üçüncü bilirkişi raporu alındığı halde, buna da itibar edilmeyerek daha önce itibar edilmeyen ikinci bilirkişi raporunda belirtilen bedel esas alınıp hüküm oluşturulmuştur. Oysa daha önce itibar edilmeyen ikinci bilirkişi raporu üçüncü bilirkişi raporu ile desteklenmediğine göre, mahkemece eksik olduğu belirtilen hususlarda yeniden uzman bilirkişi raporu alınması gerekmektedir. Dava konusu yat üzerinde keşif yapılamayacak olmasının, üçüncü raporda belirtilen şekilde araştırma yapmaya engel olmadığı kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan olgular ile üçüncü bilirkişi heyetinden alınan 19.09.2011 tarihli raporda vurgulanan hususlar gözönüne alınarak, uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulundan dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacıdan harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir ve tespit olunan 900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.