SUÇLAR: Dolandırıcılık, marka hakkına tecavüz

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2016/175 Esas, 2016/384 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,

a. Katılan ...'e karşı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,

b. Katılan ...'ne karşı marka hakkına tecavüz suçundan, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname) 61/A maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; yüklenen suçları işlemediğine ilişkindir.

1. Kendisini ... Ltd. Şti. yetkilisi olarak tanıtan sanığın, katılan ...'nin tescilli markasının basılı olduğu çuvalların içinde bulunan 20 ton sahte gübreyi katılan ...'e satıp karşılığında katılan ...'den 25.260 kilo buğday aldığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığa yüklenen dolandırıcılık eyleminin sübûtu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci birinci maddesinin (h) bendinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı ve aradaki bağlantı nedeniyle marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin delilleri tayin ve takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de;

a. Sübutu kabul edilen dolandırıcılık suçu yönünden, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

b. Sanığa yüklenen marka hakkına tecavüz suçu yönünden, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle, özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A maddesinin yedinci fıkrasının, aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2016/175 Esas, 2016/384 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.06.2024 tarihinde karar verildi.