Mahkumiyet
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1,5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2,51/1-3-7-8. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.01.2021 tarihli, 2016/377318 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdii olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine, zarar meydana gelmediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Mahkemece, ...Valiliği Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nce,...İli ... beldesinde kentsel sit alanı içinde kalan 4 pafta 682 parsel nolu taşınmaz üzerinde izinsiz ve uygun olmayan uygulamalar yapıldığından bahisle suç duyurusunda bulunulduğu, olaya ilişkin 24/04/2015 tarihli inceleme raporunda; ''şikayete konu taşınmazın kentsel sit alanı ve Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 28.02.1994 gün ve 1663 sayılı kararıyla onaylı koruma amaçlı imar planı içinde kaldığının'', ''şikayete konu uygulama için herhangi bir izin başvurusunda bulunulmadığının'' belirtildiği, yerinde yapılan incelemede ise; '' 682 parsel üzerindeki mevcut yapının kuzey cephesine bitişik şekilde yapılmış, yaklaşık 6x5 metre ölçütlerinde, batı cephesinde bir kapı ve genişçe bir pencere, kuzey cephesinde ise üç penceresi bulunan bir mekan olduğunun'' tespit edildiği, sanığın alınan ifadesinde; '' söz konusu parseli otel işletmeciliği yapmak amacıyla kira sözleşmesi ile parsel sahibi olan Derviş Ölmez'den kiraladığını, olaya konu yeri de, otelde konaklayan misafirlere yönelik hırsızlık gibi olayların önlenmesi amaçlı resepsiyon bölümü olarak kendisi tarafından yaptırıldığını'' belirttiği, sanık hakkında aynı eyleme ilişkin açılmış başka bir soruşturma dosyasının bulunmadığı, Koruma Kurulundan izin alınmaksızın yapılan mekanın, 29.90 m2 inşaat alanlı, 1 katlı, yığma kargir taşıyıcı sistemli, betonarme teras çatılı, 3B yapı sınıflı ve keşif günü itibari ile otel resepsiyonu olarak kullanılan bir yapı olduğu, kentsel sit alanında bulunan dava konusu taşınmazdaki mevcut yapının kuzeyine yapılan söz konusu uygulamanın, esaslı tadilat nitelikli yeni inşaat olduğu, izinsiz inşai ve fiziki müdahele niteliği taşıdığı, doğal dokuda geriye dönülmez herhangi bir zarar oluşturmadığı, geriye dönüşümünün mümkün olduğunun belirtildiği ancak sanığın söz konusu yeri eski haline getirmediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1. 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında kentsel sit alanı içerisindeki binada izinsiz uygulamalarda bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın savunmasında, dava konusu yerin sit alanında olup olmadığını bilmediği yönündeki savunması göz önüne alınarak, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması, sanığın dava konusu yeri kiraladığı göz önüne alınırken, kiralama sırasında dava konusu yerin sit alanında kaldığı yönünde bilgilendirme yapılıp yapılmadığının kiralayandan sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Arkeolog ve mimar bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; müdahale neticesinde doğal dokuda geri dönülmez herhangi bir zarar meydana gelmediği belirtilmiş olup, taşınmazda zarar meydana gelip gelmediği hususunda tereddüt hasıl olduğu anlaşılmakla; mahallinde fen, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icra edilerek; sanığın eylemi neticesinde zarar oluşup olmadığı tereddütsüz şekilde belirlenerek, zararın mevcudiyetinin tespiti durumunda sanığın 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1. cümlesi uyarınca, eylemin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanun'un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi; yokluğu halinde ise aynı Kanun'un 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle...1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2024 tarihinde karar verildi.