HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2016/128 Esas ve 2016/311 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ile 53 üncü maddeleri uyarınca (4 kez) 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; suçlamayı kabul etmediğine, dosyada delil olmadığına ilişkindir.
1. Sanığın katılanlar ... ve ...'e Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nda çalıştığını, isminin ... olduğunu, müsteşar bey'le arasının yakın olduğunu, müsteşar beyin belli sayıda memur ataması hakkı bulunduğunu, para karşılığı bu hakkını kullandığını, halihazırda 11 adet boş kadro bulunduğunu ve bu kadroların 6 adedinin Kocaeli iline ayrıldığını belirterek işe yerleştirme karşılığında katılanlar ... ve ...'dan 200,00 TL'si masraf olmak üzere 5.200,00 TL para istediği, katılan ...'ın üzerinde 2.000 TL olduğunu söyleyerek bu parayı sanığa verdiği, sonrasında ise katılan ...'ın, sanığa 200 TL dosya masrafı adı altında para verdiği, yine sanığın, katılan ...'ı arayarak kızı ...'ın işinin hemen halledilmesi için vereceği hesap numarasına 1.000,00 TL yatırmasını istediği, katılan ...'ın da sanığın verdiği hesap numarasına 1.000,00 TL yatırdığı, yine katılan ...'ın sanığa ayrıca 1.000 TL ve dosya masrafı olarak 360 TL daha para verdiği, katılan ...'ın sanık tarafından işe yerleştirilebileceğini öğrenen katılan ...'nun da elden sanığa 1.200 TL para verdiği, aynı şekilde katılan ...'nün ise yeğeni katılan ...'in işe yerleştirilmesi için 2.000,00 TL para, kendisinin işe yerleştirilme karşılığı olarak ise daha sonra 1.200,00 TL para verdiği, sanığın katılanlara 2016 yılı Ocak ayı sonunda işe yerleştirileceklerini belirttiği, bu tarihte işe alınmadıkları ve ardından da sanığa ulaşamadıkları anlaşılmıştır.
2. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, temyiz incelemesine konu hükümler kurulmuştur.
A. Katılanlar ... ve Şeref Ali Yazıcıoğluna yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği anlaşıldığından; somut olayda, sanığın katılanlar Ülkü ve Şeref Ali'ye Kamu Güvenliği Müşteşarlığında çalıştığını ve geniş çevresi olduğunu söylediği ancak herhangi bir kamu görevlisinden bahsetmediği anlaşılmakla eylemlerinin hükümlerden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturuyor ise de, suç tarihi itibariyle sanık lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu sebeple hükümlerden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de;
a. Sanığın katılan ...'tan hem kendisini işe yerleştirmesi hem de yeğeni olan katılan ...'ı işe yerleştirmesi için farklı zamanlarda menfaat temin etmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Katılanlar ... ve ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden
Sanığın katılanlar ... ve ...'e Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nda çalıştığını, isminin ... olduğunu, müsteşar bey'le arasının yakın olduğunu, müsteşar beyin belli sayıda memur ataması hakkı bulunduğunu, para karşılığı bu hakkını kullandığını, halihazırda 11 adet boş kadro bulunduğunu ve bu kadroların 6 adedinin Kocaeli iline ayrıldığını belirterek işe yerleştirme karşılığında katılanlar ... ve ...'dan 200,00 TL'si masraf olmak üzere 5.200,00 TL para istediği, katılan ...'ın üzerinde 2.000 TL olduğunu söyleyerek bu parayı sanığa verdiği, sonrasında ise katılan ...'ın, sanığa 200 TL dosya masrafı adı altında para verdiği, yine sanığın, katılan ...'ı arayarak kızı ...'ın işinin hemen halledilmesi için vereceği hesap numarasına 1.000,00 TL yatırmasını istediği, katılan ...'ın da sanığın verdiği hesap numarasına 1.000,00 TL yatırdığı, yine katılan ...'ın sanığa ayrıca 1.000 TL ve dosya masrafı olarak 360 TL daha para verdiği somut olayda; birden fazla mağdurdan aynı anda veya aynı mağdurdan bir suç işleme kararı altında değişik tarihlerde para alınmasının zincirleme suçu oluşturacağı gözetilerek sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri yerine suçun her bir mağdura karşı ayrı ayrı işlendiği ve mağdur sayısınca oluştuğundan bahisle yazılı şekilde hükümlerin kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2016/128 Esas ve 2016/311 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2024 tarihinde karar verildi.