Ödeme emirlerinin iptali davasının yapılan yargılama sonunda; ilamda yazılı nedenle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.12.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av.... ... ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-SGK Başkanlığı vekilinin, temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı vekilinin, temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

... Çiftçi Malları Koruma Başkanlığında başkan olan davacıya, üst düzey yönetici olduğu iddiası ile 2003/12 – 2009/2. dönemleri arasındaki sigorta ve işsizlik prim borçlarının tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanun uyarınca 2009/12949, 2008/11647,2006/17400 ve 2006/17401 sayılı takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece; zamanaşımına uğrayan 2003 yılı Aralık ayına ilişkin kurum alacağından davacının sorumlu olmadığı, diğer dönemlerde ise sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun hükümleridir. 506 sayılı Kanununun 80 inci maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Kurumca tahsil edilecektir. Aynı maddenin 12 inci fıkrasına göre de; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
506 sayılı Kanun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106 ıncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 01.10.2008 tarihinden sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında, 5510 sayılı Kanunun 88 inci Maddesinin 1 inci fıkrasında “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların prime esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar öder”, yirminci fıkrasında "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. " şeklinde paralel düzenlenme getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, davacının Çiftçi Malları Koruma Başkanlığında koruma meclisi üyesi ve başkanı olduğu tarihten, üyelikten ayrıldığı tarihe kadar, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, üst düzey yönetici olduğu dönemlerde, ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulması gerekmekte olup, Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2009 gün ve 2009/10-36 E., 2009/82K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Dava konusu somut olayda; takiplere konu prim borçlarının 2003/12 – 2009/2. dönemler arasında olduğu ödeme emirlerinin davacıya 24.09.2009 tarihinde tebliğ anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin, 4081 sayılı Kanuna göre, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığının en yetkili organı olan Koruma Meclisi başkan ve üyelerinin üst düzey yönetici sıfatının bulunduğu, zaman içinde değişiklik gösteren mevzuat hükümleri uyarınca 2003 yılı Aralık ayına ilişkin kurum alacağının zamanaşımına uğradığına ilişkin değerlendirmesi yerindedir.
Ancak, Develi Belediye Meclisinin davacının üye olarak seçilmesine ilişkin 15.04.2004 tarihli kararının bulunduğu, Develi Kaymakamlığınca gönderilen listede ise davacının; 1999-2000,2000-2004 yılları arasında görev yapanlar arasında isminin bulunmadığı, 2004-2009 yılları arasında görev yapanlar arasında isminin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle davacının, hangi tarihte üye olarak seçildiği, üst düzey yönetici olduğu tarihler (ay ve gün olarak) yöntemince araştırılarak, son ödeme tarihleri itibariyle, borçlu şirketin üst düzey yöneticisi olup olmadığı tespit edilip, buna göre zamanaşımına uğramayan borçlar yönünden sorumlu olduğu dönemler ve miktarlar belirlendikten sonra, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Öte yandan; davaya konu her bir ödeme emri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, iptali gereken dönemler, bu dönemlere ilişkin olarak davacının ödeme emirlerinden sorumlu oldukları ve iptali gereken miktarları belirlendikten sonra, davacının sorumlu olmadıkları dönemlere tekabül eden miktar üzerinden ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken, kararın yazımında, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” yönündeki hükümlerine aykırılık teşkil edecek şekilde yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.