Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda, anılan suçtan ilk derece mahkemesince sanığın 142/2-h, 143,53,58. maddelerinden 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine istinaf istemi ile sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14.. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılıp sanık hakkında duruşma açılarak sanığın anılan suçtan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143,168/2,62,53,58. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, “5237 sayılı Kanun'un 143 maddesinden uygulama yapılmaması gerektiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis cezasının ertelenmesine veya adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi gerektiğine, ikinci kez mükerrerlik şartlarının oluşmadığına” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın 11.01.2018 tarihli 1. celsesinde katılanın, " olay nedeniyle zararının 3.000,00 TL olduğunu, zararının sanık tarafından giderilmediğini, eksik iade halinde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza göstermediğini" ifade ettiği, (katılanın bulunmadığı) ilk derece mahkemesindeki yargılamanın 2.(son) celsesinde sanığın, "şu ana kadar katılanın zararını gidermediğini" ifade ettiği, akabinde de ilk derece mahkemesince kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinden uygulama yapılmadığı; ilk derece mahkemesince hüküm kurulduktan sonra katılanın verdiği 07.02.2018 tarihli dilekçesi ile " zararının karşılandığını, kalan zararının olmadığını, şikâyetinden vazgeçtiğini" bildirdiği, istinaf talebinde bulunan sanık müdafii de 09.02.2018 tarihli istinaf dilekçesinde "katılanın zararının sanığın ailesi tarafından yargılama aşamasında karşılandığını" belirttiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinde yapılan istinaf yargılamasının 1. celsesinde (karar celsesinde) sanığın, "katılanın zararının giderildiğinden haberinin olmadığını, katılanın zararının ailesi tarafından yargılama aşamasında giderildiğini" ifade ettiği, aynı celsede sanık müdafiinin ise " katılanın zararının, müvekkilinin ailesi tarafından yargılama aşamasında giderildiğini" beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, şikâyetinden vazgeçtiği için artık katılan sıfatı olmayan ...'dan zararının tam olarak hangi tarihte giderildiği sorularak, sonucuna göre, ilk derece mahkemesindeki hüküm tarihinden sonra zararı giderilmiş ise, kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinden uygulama yapılamayacağı, ilk derece mahkemesindeki hüküm tarihinden önce zararı giderilmiş ise aynı Kanun'un 168/2. maddesinden uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, bu hususta şikâyetçi ... dinlenilmeden, anılan maddeden uygulama yapılmak suretiyle karar verilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, aynı nedenle tebliğnamedeki bozma istemine dair görüşe iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında ...'nun, şikâyetçi olarak yazılması yerine katılan olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 108/3. maddesinde belirlenen "ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez" hükmü uyarınca, hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanığın cezasının infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına mahkemesince karar verilemeyeceği, bu hususun 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca infaz hâkiminin görevi kapsamında infaz aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un CMK'nın 303/1. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından "cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin cümlenin çıkarılmasına karar verilmek suretiyle CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/1.maddesi uyarınca Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.