Temyize konu davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; temyize konu davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kars ili Iğdır ilçesi Kızılzakir (...) Köyü çalışma alanında 1955 yılında yapılan kadastro sırasında 461,462,463,464,465,466,467,468,469,470,471,472,473,474,475,476,477,478,479,480,481,482,483,484,485,486,487,488,489 parsel sayılı sırasıyla 8740,9680,6120,3640,8960,5500,11560,14040,20960,11720,28720,10380,27180,21300,5240,3040,12200,10700,9800,9760,11280,9200,15180,22180,13640,20580,14440,7960,640 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, firari ve mütegayyip eşhaslardan kalmış olmaları nedeniyle Hazine adına tespit edilmiş; yargılama sırasında 461,463,464,465,466,467,468,469,470,471,472,473,474,475,476,477,478,479,480,481,482,483,484,485,486,487,488,489 parsel sayılı taşınmaz tutanaklarının kaybolması nedeniyle, tutanaklar 1988’de aynı şekilde Hazine adına ihya edilmiştir.
Davacı ...; tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespite itiraz etmek suretiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 08.06.1967 tarihli ve 1967/3342 Esas, 1967/4300 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Davacı ...’nin dayandığı vergi kaydı ve tapu kaydı ile komşu taşınmazlara ait tutanak ve dayanaklarının getirtilerek, mahallini iyi bilen yaşlı kişiler arasından seçilecek bilirkişiler vasıtasıyla sınırlar tek tek okunmak suretiyle kayıtların uygulanması, dayanılan kayıtların haritasının bulunması halinde buna itibar edilerek tapu kaydı ve vergi kaydı muhtevasının ayrı ayrı kesin surette belirlenmesi, konusunda uzman bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir krokili rapor tanzim ettirilmesi, komşu taşınmazlara ait tutanak ve dayanaklarından faydalanılarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğunun araştırılması, tapu kaydı haricinde vergi kaydı dahilinde kalan yerlerde davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti yönünden taraf delillerinin toplanması, vergi kaydının sınırında bulunan Karakoyun Deresinin kaydın tesis tarihindeki mecrasının değişip değişmediği hususunda bilirkişilerin beyanının alınması, dayanak tapu kaydının yüzölçümleri arasındaki farkın sebebinin incelenmesi, davacı Kızılzakir Köyü Tüzel Kişiliğinin mera iddiasının 474 sayılı Kanun uyarınca çözümlenmesi" gereğine değinilmiş; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar, bu kez Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/5172 Esas, 2019/7801 Karar sayılı kararıyla sair yönler incelenmeksizin bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece, karar başlığında ... mirasçıları ile ... mirasçılarının da davacı olarak gösterildiği, ancak dosya kapsamından ne bu kişiler tarafından ne de murisleri tarafından açılmış bir dava bulunmadığının anlaşıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca, tarafların kararda doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "Davalı taşınmazların emval-i metruke olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı ...'nin dayanmış olduğu 16.10.1936 tarihli ve 45/49 sayılı iskan kaydının aşamalarda fenni bilirkişiler eliyle yapılan uygulamalarında, bu kaydın dava konusu taşınmazlardan 471,480,484 ve 485 sayılı parsellerin fenni bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısımları ile 481,482 ve 483 sayılı parsellerin tamamına isabet ettiğinin duraksamasız olarak ortaya çıkarıldığı, dosya arasında bulunan "taksim mukavelesi" başlıklı belgenin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bir kısmına tekabül eden 45/49 sayılı tapu kaydının ortakların tümünün katılımı ile yapılan taksim sözleşmesine konu olduğu ve sözleşmeye göre bu tapu kaydının 1/3 payının sahibi ... oğlu ... dışındaki pay sahiplerinin paylarını yargılama sırasında davacı ...'ye devrettiklerini açıkladıkları, kayıt maliklerinden ... oğlu ...'nin ise hissesini devretmediğini bildirdiği, hal böyle olunca, davalı taşınmazların bu kısımlarının 1/3'ünün tespit maliki olan Hazine adına, 2/3 payının ise davacı ... mirasçıları adına tapuya tescili gerektiği, diğer taşınmazlara gelince; bu taşınmazların zilyetlikle kazanılmalarının mümkün olduğu, dosya içerisindeki 20.10.1937 tarih ve 800 tahrir sayılı vergi kaydı üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre bu kaydın gerçek yüzölçümünün 40.200 metrekare olduğu, kayıt sahibinin de davacının babası olan ... oğlu ... olduğu, bu kaydın dava konusu 481,482,483,484,485,486,487,488 ve 489 sayılı parsellere isabet ettiği, vergi kaydının tek başına zilyetliği ispatlayan belgelerden olmadığı, dosya kapsamında bulunan tanık beyanlarından, davacı ... lehine tapu kaydı kapsamı dışındaki taşınmazlar yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle temyize konu davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 471,480,483,484 ve 485 parsel sayılı taşınmazların, fenni bilirkişinin 14.04.2014 havale tarihli raporu ekinde bulunan krokilerde (A) harfiyle gösterilen kısımlarının aynı adada son parsel numarasından sonra gelmek üzere yeni bir parsel numarası verilerek 1/3 payının davalı ... adına, 2/3 payının ise davacı ... oğlu ...'nin mirasçılarını gösteren Iğdır Sulh Hukuk Mahkemesinden verilme 28.11.2014 tarihli ve 2014/623 - 795 Esas, Karar sayılı veraset belgesindeki mirasçıları adına miras paylarına göre, yenileme tespit tutanakları da bilahare işleme alınmak suretiyle tapuya tesciline, 471,480,483,484 ve 485 parsel sayılı taşınmazların fenni bilirkişinin raporunun ekinde bulunan krokilerde (B) harfiyle gösterilen kısımlarının aynı adada son parsel numarasından sonra gelmek üzere yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... oğlu ...'nin mirasçılarını gösteren yukarıda tarih ve sayısı yazılı veraset belgesindeki mirasçıları adına miras paylarına göre yenileme tespit tutanakları da bilahare işleme alınmak suretiyle tapuya tesciline, 461,462,463,464,465,466,467,468,469,470,472,473,474,475,476,477,478,479,481,482,486,487,488,489 sayılı parsellerin davacı ... oğlu ...'nin mirasçılarını gösteren yukarıda tarih ve sayısı yazılı veraset belgesindeki mirasçıları adına miras paylarına göre yenileme tespit tutanakları da bilahare işleme alınmak suretiyle tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ..., 16.10.1936 tarihli ve 45/49 sayılı tapu kaydı ve 1937 tarihli ve 800 tahrir numaralı vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli usuli bozma ilamı öncesi verilen hükmün gerekçesine atıfla davacı tapusunun fenni bilirkişiler eliyle yapılan uygulamalarında, dava konusu taşınmazlardan 471,480,484 ve 485 sayılı parsellerin fenni bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısımları ile 481,482 ve 483 sayılı parsellerin tamamına isabet ettiğinin duraksamasız olarak ortaya çıkarıldığı, davacı dayanağı 20.10.1937 tarihli ve 800 tahrir sayılı vergi kaydının ise dava konusu 481,482,483,484,485,486,487,488 ve 489 sayılı parsellere isabet ettiği, davacıya ait tapu kaydı kapsamı dışındaki taşınmazlar yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Öncelikle, İlk Derece Mahkemesinin davacının dayanak tapu kaydının uyduğu belirtilen taşınmazlar yönünden mahkeme gerekçesi ile hüküm birbiriyle çelişkilidir. Mahkeme gerekçesinde tapu kaydının dava konusu taşınmazlardan 471,480,484 ve 485 sayılı parsellerin fenni bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısımları ile 481,482 ve 483 sayılı parsellerin tamamına isabet ettiği belirtildiği halde, hükümde 471,480,483,484 ve 485 parsel sayılı taşınmazların, fenni bilirkişinin 14.04.2014 havale tarihli raporu ekinde bulunan krokilerde (A) harfiyle gösterilen kısımlarının tapu kaydı kapsamında kaldığından bahisle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı dayanağı tapu kaydının doğu, batı ve güney hudutları şahıs isimleriyle birlikte iskan parsel numaralarını, kuzey hududu ise Kızılzakir hududunu okumakta olup, mahallinde yapılan keşifler, mahalli bilirkişi, tanık beyanları, bilirkişi raporları, komşu parsel tutanak ve dayanakları ile "Kızılzakir hududu" itibariyle değişir sınırlı olup miktarıyla geçerli olan bu tapu kaydının güneyde bulunan dava konusu 481 ila 485 parsel sayılı taşınmazlar civarını kapsadığı ve tapu kaydının şeklen faydalanılabilecek haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan; her ne kadar 09.04.2014 tarihli keşifte, bilirkişilerce soyut olarak davacı dayanağı 20.10.1937 tarih 800 tahrir numaralı vergi kaydının dava konusu taşınmazların dışında yer aldığı beyan edilmiş, fen bilirkişinin ek raporunda da vergi kaydının dava konusu taşınmazlara uymadığı belirtilmiş ise de; 07.05.1980 yılında yapılan keşifte vergi kaydı hudutları anlatılmış olup, komşu parsel tutanak ve dayanakları ile de uyumlu olduğu görülmekle, vergi kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, 42000 metrekare miktarlı olan 20.10.1937 tarih 800 tahrir numaralı vergi kaydı kuzeydeki "hark", doğudaki "hudut" hudutları itibariyle değişir sınırlı olup miktarıyla geçerlidir. Ayrıca, davacı dayanağı tapu kaydı ve vergi kaydı kesişmekle miktarı fazla olan tapu kaydı esas alınarak kapsam tayin edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazlara uyduğu anlaşılan değişir sınırlı 800 tahrir numaralı vergi kaydı 1937 tarihli olup, tespit tarihi olan 1955 yılına kadar 20 yıllık süre dolmadığından miktar fazlasının zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; 64320 metrekare olan miktarı itibariyle vergi kaydına göre daha fazla olan davacı dayanağı tapu kaydının kapsamı, şeklen haritasından faydalanmak suretiyle güneyde bulunan dava konusu 481 ila 485 parsellerin bulunduğu yerden yukarıya doğru fen bilirkişine tayin ettirilmeli, miktar itibariyle tapu kaydı ve vergi kaydı kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden vergi kaydının oluştuğu 1937 tarihinden tespit tarihi olan 1955 yılına kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı ve miktar fazlasının zilyetlikle kazanılamayacağı göz önüne alınarak bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.