Sanığın yokluğunda verilen Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli kararının sanığa 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak tebliğ mazbatasında 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde öngörülen usule göre bilgi alınan ve haber verilen komşunun imzası ya da imzadan imtina ettiğine dair bir şerh bulunmadığı, bu hâli ile tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi ile Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olduğu ve yokluğunda verilen kararın sanığa usulüne uygun şeklide tebliğ edilmediği anlaşılmakla, temyiz tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize
hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararıyla mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık hakkında müsnet suçtan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/1-2. cümle, 43/1,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın Temyiz İsteği
Kardeşi ile ilişkisini bitirmesini istemesi nedeniyle buna kızan mağdurenin iddialarının doğru olmadığına, mağdure ile arkadaşlık etmediğine, parkta ya da başka yerde görüşmediğine, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, gerekçede yer alan eve tutulan ışığın kendisinden kaynaklandığının ispatlanmadığına, ev inşaatta yakın olduğundan gece bekçisi tarafından tutulmuş olabileceğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ve kararın bozulması talebine ilişkindir.
1.Olayın intikal şekli ve zamanı, savunma, muayene raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın müsnet suçu işlediğine dair mağdurenin başka delille doğrulanmayan soyut beyanları dışında mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Mağdurenin suç tarihinde on beş - on sekiz yaş aralığında bulunması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 103/1-2.cümle uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 102/1-2. cümle uyarınca hüküm tesis edilmesi,
b) Suç tarihinin "Ağustos 2014" yerine şikayet tarihi olan "18.09.2014" olarak gösterilmesi,
c) Hükümden sonra 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi yönünden kısmî iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmamasında zorunluluk bulunması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,Oy birliğiyle, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.