HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2014 tarihli ve 2014/76 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, iki kez mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/23399 Esas, 2017/25082 Karar sayılı kararı ile "...hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/1054 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, iki kez mahkumiyet kararı verilmiştir.

Sanık müdafinin kararı temyiz isteği, müvekkilin de mağdur olduğuna, suç kastı ile hareket edilmediğine, suçu kabul etmemekle birlikte zincirleme suç olduğu halde iki cezalandırma ile asli fail olarak cezalandırılmasının yanlış olduğuna ilişkindir.

5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi yirmi birinci fıkrası gereği uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten uzlaştırmanın sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;

1. Dosya kapsamından, sanık hakkında katılanlara yönelik aynı eylemi nedeniyle İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 26.11.2012 tarih ve 2012/12851 soruşturma sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın bulunduğu anlaşıldığından; suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenip onaylı örneklerinin dosyaya konulmasından sonra kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararların taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararların kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi,

2. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 173 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ilgili merciiden karar alınması,

3. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/1054 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.06.2024 tarihinde karar verildi.