Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece dava dışı şirketin ortağı olan davalının gerçek kişi olarak sorumluluğunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 50.maddesi hükmünde tüzel kişinin iradesinin organları aracılığıyla açıklanacağı, organların hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacakları, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumlu oldukları açıklanmıştır. Sözleşme kişisel hak doğuracağından abone sözleşmesinden kaynaklanan alacakların yalnızca sözleşmenin tarafı olan aboneden istenebileceği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, abonesiz kaçak su kullanıldığından bahisle davalı ... hakkında 18.05.2008 tarihinde tutanak tutulduğu, tahakkuk ettirilen alacak için başlatılan icra takibine karşı davalının itiraz etmesi üzerine de görülen davanın açıldığı, dosyaya getirtilen ticaret sicili kaydından davalının tutanak tutulan işyerinde faaliyet gösteren şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde tutanak düzenlenen adreste kaçak su kullanma fiilinin (haksız fiilin), dava dışı şirketin yönetici ortağı olan davalı tarafından gerçekleştirildiği, davalının bu fiilinden kaynaklanan zarardan dolayı dava .dışı şirketin davalıyla birlikte müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, müteselsil sorumlulardan dava dışı şirket hakkında dava açılmamasının haksız fiil sorumlusu hakkında açılan davanın husumet yönünden reddini gerektirmeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutularak davanın esasına girilmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek takip tarihi ile istenebilecek gerçek alacak bedelinin duraksamasız belirlenmesi ve sonucuna göre davalı tarafın sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yasal düzenlemeler gözardı edilerek ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 27.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.