Kayden 31.10.1997 doğumlu olup suç tarihinde 14 yaşı içerisinde bulunan mağdurenin, 15 yaşını ikmal ettiği 15.03.2013 tarihli duruşmada sanık hakkında şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Suç tarihi itibariyle 15 yaşından küçük mağdure ile sanık arasında gönül ilişkisi olduğu, olay tarihinde mağdure ile sanığın, Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden mesajlaşarak sanığın evinde buluşma hususunda anlaştıktan sonra mağdurenin, sanığın evine gittiği, sanık ile mağdure arasındaki yazışmaları okuyan ve kardeşinin sanığın evinde olduğunu öğrenen mağdurenin ablasının, sanığın evine giderek sanığa, kendisini şikayet edeceğini söyleyerek mağdureyi de alıp birlikte evden ayrıldıkları ve polis merkezine giderek sanık hakkında şikayetçi olduklarının anlaşılması karşısında; dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2015 tarihli 2014/14-198 Esas 2015/428 Karar, 17.02.2015 tarihli 2014/14-307 Esas 2015/8 sayılı kararları nazara alındığında, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdurenin kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket etme hakkı niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hak olmadığından, bu hakkının ihlaline yönelik olarak sanık tarafından gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdiği rıza hukuken geçerli sayılmadığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 109/1,3-f, 5. ve 110. madde ve fıkralarında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.