Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Ermişli Köyü 106 ada 137 ve 126 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 1.093.913,83 metrekare ve 10.017,35 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufunda olan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden oldukları gerekçesiyle ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı adına adına tespit gören 106 ada 138 ile 140 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte kullanılıp davacının murisi babasına ait bir kısım yerlerin 106 ada 137 sayılı parsel içinde bırakıldığını, yine Hazine adına tespit gören 126 ada 3 parselin de davacı adına tespit gören 126 ada 4 parsel ile bir bütün halinde olup bu parselin bütünüyle davacının babasına ait olduğunu ileri sürerek yapılan tespitin iptal edilerek, dava konusu yerlerin mirasçılar adına tespit ve tescil edilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün olan yerlerden olmadıkları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafında temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.01.2011 tarihli ve 2010/15371 Esas, 2011/824 Karar sayılı ilamıyla "Davacı gerçek kişinin açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, mahkemece ara kararı ile davaya dahil edilmesi Orman İdaresine taraf sıfatı kazandırmayacağı gibi, Orman İdaresinin 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesine göre davaya yöntemine uygun harçlı bir katılımı da bulunmadığı, mahkemece Orman İdaresinin davaya dahil edilmesinin taraf sıfatı kazandırmayacağı ve davada taraf olmayanlar da hükmü temyiz edemeyeceğinden Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; çekişmeli 126 ada 3 ve 106 ada 137 parselin krokide (A1), (B1) ve (B2) bölümlerinin eylemli orman niteliğinde bulundukları ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin taşınmazın bu bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddine, dava konusu 106 ada 137 sayılı parselin krokide (A), (B) ve (C) ile gösterilen bölümler yönünden ise mahkemece bu yerlerin de orman olduğu gerekçesiyle davacı kişinin taşınmazın bu bölümlerine ilişkinde davasının reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, ziraatçı bilirkişinin krokide (A), (B) ve (C) ile gösterilen bölümlerin kültür arazisi vasfında olup, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığını ifade etmesine rağmen, mahkemece orman araştırması yapılmadan taşınmazın orman olduğu gerekçesine dayanılmasının doğru olmadığı gibi, zilyetlik araştırmasının da yöntemine uygun olarak yapılmadığı belirlenerek, yöntemine uygun orman araştırması yapılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise bu kez usulünce zilyetlik araştırması yapılması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda "jeodezi ve fotogrometri mühendisi tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (A), (B) ve (C) harfi ile gösterilen alanların orman vasfında olmadığı, kültür arazisi niteliğinde oldukları, davacının murisi ... lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, davaya konu taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.
1. Dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin, jeodezi ve fotogrometri mühendisi tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazları yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, ziraat mühendisi ile jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlardaki açıklamalara, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler, hükme esas alınan rapora ekli krokide C harfi ile gösterilen bölüme yönelik kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Davalı Hazine vekilinin, jeodezi ve fotogrometri mühendisi tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İlk Derece Mahkemesince jeodezi ve fotogrometri mühendisi tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hükme esas alınan jeodezi ve fotogrometri mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu 106 ada 137 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerinin 1954 ve 1999 yılı hava fotoğraflarında işlenmemiş ham toprak niteliğinde göründüğü, bu bölümler üzerinde tarımsal amaçlı herhangi bir ağacın bulunmadığı belirtilmiş olup, yine hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazın bu bölümlerinin tarımsal amaçlı imarının tamamlanmadığı, keşif tarihi itibariyle 20 yıldan daha uzun bir süredir üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiştir. Jeodezi ve fotogrometri mühendis bilirkişi raporundaki dava konusu 106 ada 137 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerine yönelik tespitler ziraat bilirkişi raporu ile de desteklendiğine göre, çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerinde ekonomik amaca uygun sürdürülen bir zilyetliğin bulunmadığı ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
O halde İlk Derece Mahkemesince dava konusu 106 ada 137 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
S O N U Ç: 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün dava konusu 106 ada 137 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümü yönünden ONANMASINA,
3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün dava konusu 106 ada 137 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümleri yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.