Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2014/430 Esas, 2015/557 Karar sayılı kararı ile; sanık ile katılan mağdure Nursiye'nin cep telefonu aracılığı ile arkadaşlık ettikleri, arkadaşlıklarının cep telefonu görüşmesiyle yaklaşık 3 ay kadar sürdüğü, daha sonra tarafların birlikte yaşama konusunda anlaşmaları üzerine katılan mağdure Nursiye'nin 19.09.2013 tarihinde ikamet ettiği Bingöl'den sanığın yanına gelerek, karı koca hayatı yaşamaya başladıkları ve birçok defa cinsel ilişkiye girdikleri, şeklinde kabul edilen olayda; sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/2, 102/3-a, 43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; suçların sübuta ermediğine ilişkindir.

Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2017 tarih 2015/36 Esas 2017/810 Karar sayılı ilamının incelenmesinden, sanığı aynı olan dava dosyasında Hatay Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 06.07.2017 tarihli raporda, katılan mağdurenin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini etkileyecek mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığının belirlenmiş olması ve Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin psikiyatri uzmanları tarafından düzenlenen 08.01.2015 tarihli raporun hükme esas alınmaya yeterli olmadığının anlaşılması karşısında, katılan mağdurenin dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna sevk edilerek, suç tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, kendisine karşı işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişip gelişmediği, beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olup olmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, durumunun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2014/430 Esas, 2015/557 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.