İNCELENEN KARARIN;
HÜKÜM:
1-)Sanıklar ... ve ... ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararı,
2-)Sanıklar ..., ..., ...,
..., ..., ... ve ... yönünden istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanıkların beraatine ilişkin kararlar,
3-)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine ilişkin kararlar,
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-)Sanık ... müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.11.2019 tarihli kararının sanık ve müdafiine tefhim edildiği, sanık müdafiinin 18.11.2019 tarihinde süre tutum dilekçesi verdiği, gerekçeli kararın sanık müdafine tebliğ edilmediği anlaşılmakla;
Bölge Adliye Mahkemesi (13.11.2019 Tarih, 2018/2497 E. - 2019/1798 K.) kararının kanun yoluna başvurma şekli, süresi, merci ve gerekçeli başvuruda bulunmadığında sonuçları da hatırlatılmak suretiyle usulüne uygun olarak sanık müdafine tebliğ edilerek, CMK'nın 295/1 inci maddesi uyarınca gerekçeli temyiz dilekçesi vermesi halinde dosyaya eklenip iade edilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2-)Sanık ... müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2018 tarih ve 2017/121 Esas, 2017/1822 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütü üye olma suçundan verilen beraat kararının istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/2497 Esas, 2019/1798 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, sanık müdafinin 16.11.2019 tarihinde süre tutum dilekçesi verdiği, 23.12.2019 tarihli dilekçesi ile de temyiz talebinden feragat ettiklerini bildirdiği anlaşılmakla; sanık müdafinin dilekçesinin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edilerek, 5271 sayılı CMK’nın 266/1 inci maddesi uyarınca vazgeçme nedeniyle dosyanın inceleme yapılmaksızın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
3-)Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz talebinin incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanıkların eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar ... ve ... müdafileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1.maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraat ve mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
4-)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
A-)Sanıklar ... ve ... yönünden;
5271 sayılı Kanunun 210 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre de olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargılama konusu olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı hallerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade edilerek doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla, olayın tek delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması halinde, 5271 sayılı Kanunun 211 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bu tanığın duruşmada dinlenmesi yerine önceki beyanlarının okunması ile yetinilebilmesi mümkün değildir.
Yine aynı Kanunun 181/1 maddesinde; “tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen günün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirileceği” açıkça düzenlenmiştir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde;
Sanık ... yönünden dosya kapsamında beyanları bulunan ...'un, sanığın dernek üyesi olduğunu ve o dönem sohbetlerin sanık tarafından yapıldığını, ...'in sanığın Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerin mesulü olduğunu, sanık ... yönünden ise dosya kapsamında beyanları bulunan tanık ...'un beyanlarında sanığın bölge ablası olarak faaliyet yürüttüğünü ...'dan duyduğunu ifade etmesi karşısında;
Tanıklar ..., ... ve ...'nın beyanlarının suçun sübutu açısından belirleyici delil niteliğinde olması nazara alındığında; şahısların mahkeme huzurunda ya da CMK’nın 180/5 inci maddesi gereğince SEGBİS ile hazır edilerek beyanlarının bizzat mahkeme tarafından alınması, sanıklar ve müdafilerine soru sorma hakkı tanındıktan ve soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi; tüm bu delillerin CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma sonucunda hüküm kurulması,
B-)Sanık ... yönünden;
UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir beyan bulunup bulunmadığı tespit edilip var ise bu beyanlarla birlikte CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunarak ve gerektiğinde bu şahısların duruşmada usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmesinden sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1 inci maddesi uyarınca dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.