Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, depozito bedelinin iadesine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davacı kiracı vekili; müvekkilinin davalıya ait taşınmazda kiracı iken taşınmazı zorunlu sebeplerden dolayı 26.03.2009 tarihinde tahliye ettiğini, kira akdi ile birlikte davalıya ödenen 5.000 TL tutarındaki depozitonun iade edilmediğini, iadesi için yapılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline ve alacağın %40’ı oranında icra tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise davacının ödediği depozito tutarının 2.500 TL olduğunu, bu tutarın 390 TL lik kısmının sözleşmedeki artış şartından kaynaklanan fark kira borcuna mahsup edildiğini, bakiye tutarın ise davacının sözleşmeyi haksız yere ve süresinden önce feshetmesi nedeniyle mecurun boş kaldığı günler kirasına mahsubunun gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 01.01.2008 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiracı kiralananı haklı nedenle 26.03.2009 tarihinde tahliye ettiğini belirterek 5.000 TL tutarındaki depozitonun iadesini istemiştir. Sözleşmenin özel koşullar bölümünde 5.000 TL tutarındaki depozitonun 2.500 TL’lik kısmının peşin alındığı kalan tutarın ise 30.05.2007’de ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı bakiye depozito tutarının 15.02.2008 ve 25.02.2008 tarihli banka dekontları ile ödendiğini iddia etmiş ise de yapılan ödemelerin neye mahsuben yapıldığı dekontlarda açıklanmamıştır. Davalı ise ödenen paraların depozito olmayıp kira ve bir takım borçlara mahsuben yapıldığını belirtmiştir. Bu durumda ödemenin depozito borcuna mahsuben yapıldığını ispat yükü davacı kiracıya ait olup davacı iddiasını yasaya uygun delillerle kanıtlayamamıştır. Sözleşmede peşin ödendiği belirtilen 2.500 TL tutarındaki depozito bedeline gelince; Sözleşmenin kiracı tarafından süresinden önce feshi durumunda kural olarak kiracı sözleşme sonuna kadar kira bedellerinden sorumludur. Ne var ki davalı da bu süre zarfında, taşınmazın aynı şartlarda yeniden kiraya verilmesi için gerekli çabayı göstermek zorunda olduğundan davalı ancak yeniden kiraya verme süresi kadar kira bedelini isteme hakkına sahiptir. Taşınmaz çatılı işyeri olup davalı kiralayanın zararının bu ilkeler doğrultusunda belirlenmesi gerekir. Nitekim davalı da savunmasında bu hususa değinerek sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle oluşan zararının depozitodan mahsubunu istemiştir. O halde mahkemece mahallinde keşif yapılarak taşınmazın aynı koşullarda hangi sürede kiraya verilebileceği belirlenerek elde edilecek sonuca göre mahsup talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.