Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı kiracının açtığı dava menfi tespit istemine, kiralayan tarafından açılan karşı dava ise kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davacı-k.davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davacı-k.davalılar vekilinin menfi tespit istemi hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilleri arasında 05.05.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, davacılardan ...’nun kiracı, diğer davacı ...’nun ise sözleşmenin kefili olduğunu, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca teminat olarak bir adet 2.000 TL bedelli senet verildiğini, davalının depozito olarak verilen bu senedi sebep yokken takibe koyduğunu belirterek takibin iptaline ve söz konusu senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı kiralayan vekili ise İzmir 8.İcra Müdürlüğünün 2009/6671 sayılı takip dosyası ile icra takibine konu edilen senet hakkında borçlular tarafından icra mahkemesinde dava açıldığını İzmir 1.İcra Mahkemesinin 2009/1115 esas 2010/86 karar sayılı dosyasında görülen şikayet davasında mahkemece takibin iptaline karar verildiğini, dolayısıyla senede yönelik menfi tespit davasının mesnetsiz kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece menfi tespit istemine konu senede ilişkin icra takibinin icra mahkemesince iptaline karar verildiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık kambiyo senedine mahsus icra takibinde, takibin icra mahkemesince iptaline karar verilmesi durumunda borçlunun menfi tespit istemi yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı alacaklı tarafından borçlusu davacılar olan 2.000 TL bedelli bono hakkında 16.06.2009 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılmıştır. Davacı borçluların müracaatı üzerine İzmir 1.İcra Hukuk Mahkemesi 2009/1115 esas 2010/86 sayılı kararı ile teminat olarak verilen bonoya ilişkin uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve senedin doğrudan takibe konulamayacağı gerekçesi ile takibin iptaline karar vermiştir. Bilindiği gibi icra mahkemeleri icra-iflas işleri için kurulmuş,
kendine özgü kuralları olan özel bir yargı organıdır. Keza bu mahkemelerce verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm kuvvetine sahip olmadığı da bilinen bir gerçektir. O nedenle icra mahkemesince takibin iptaline karar verilmiş olması takibe konu senet nedeniyle açılan menfi tespit davasını konusuz hale getirmeyeceği gibi davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının kalmadığından da söz edilemez. İ.İ.K.’nun 72.maddesi hükmüne göre alacak tehdidi altına olan borçlu hukuki yararı bulunmak şartı ile icra takibi söz konusu olmadan da bu davayı açabilir. Mahkemece belirtilen bu yönler gözetilerek menfi tespit istemi hakkına işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kaldığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.