Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yazlık konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili davalının müvekkiline ait Bodrum Yeniköy mahallesinde bunan taşınmazda 01.01.2009 başlangıç tarihli sözlü kira akdi uyarınca kiracı olduğunu, halen Ankara'da ikamet etmekte olan davacının kiralanana yazlık konut olarak ihtiyacı olduğunu belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını, sözleşmenin beş yıl süreli olarak yapıldığını, buna göre davanın ancak 2015 ocak ayı içinde açılabileceğini, kira akdinin beş yıllık olmadığı varsayılsa bile davacının ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tanık beyanları doğrultusunda ihtiyaç iddiasının samimi olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6570 sayılı Yasanın 7/b ve c maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının İİK.nun 272. maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması gerekir. Daha önce veya bu bir aylık süre içerisinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tahliye iradesi kiracıya bildirilmiş ise bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Olayımızda, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin sözlü olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı vekili akdin 1.1.2009 başlangıç tarihli olup 31.12.2010 tarihinde sona erdiğini davalı vekili ise sözleşmenin beş yıl süreli olduğunu buna göre davanın en erken 2015 ocak ayı içinde açılabileceğini bildirmiştir. Buna göre sözleşmenin başlangıç tarihi ve süresinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyaca dayalı tahliye davasının İİK’nun 272.maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması zorunludur. Bu husus bir dava şartı olup mahkemece kendiliğinden ve öncelikle incelenmesi gerekir. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve süresi taraflar arasında çekişme konusu olduğuna göre mahkemece öncelikle bu hususun aydınlığa kavuşturulması gerekir. Mahkemece akdin başlangıç tarihi ve süresi konusunda bir araştırma yapılmadan işin esası hakkında bir karar verilmesi doğru değildir. O nedenle dava şartı olarak davanın süresinde açılıp açılmadığının mahkemece tespiti bakımından akdin başlangıç tarihi ve süresine ilişkin taraf delilleri toplanarak dava süresinde açılmış ise işin esasının ondan sonra incelenmesi aksi durumda davanın esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.