Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı şirket vekili Av. .. geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kiralanana el atmanın önlenmesi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300 TL tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 2.3.2001 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile davalıya ait kiralanan, baz istasyonu kurulmak üzere davacı kiracıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 2. maddesinde, sürenin sona ermesinden onbeş gün önce kiracının sözleşmeyi feshettiğini diğer tarafa yazılı olarak bildirmedikçe sözleşmenin aynı şartlarda ve aynı süre ile uzatılmış sayılacağı ve 6-a maddesinde de, kiracıya ait donanımın bulunduğu yerlerde kiralayanın yapacağı tadilatı altmış gün önceden yazı ile bildireceği, yapılacak tadilatın kurulmuş olan sisteme engel olup olmadığının kiracı ile kiralayan arasında karara bağlanacağı, yapılacak tadilatın sisteme zarar verebileceğine karar verildiği takdirde kiralayanın bu tadilatı yapmayacağı kararlaştırılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Kiralananın tapu kayıt bilgilerine göre kiralanan Alanya .... Köyü Köy .... Mevkili 994 parsel No'lu tarla niteliğinde olup bu haliyle Borçlar Kanunu'nun adi kira hükümlerine tabidir. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Borçlar Kanunu'nun 263. maddesi hükmü gereğince “kira, muayyen bir müddetle aktedilip de bu müddetin hitamında kiralayanın malumatı ile ve muhalefeti olmaksızın kiralananın kullanılmasına devam olunduğu yahut mukavelede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiçbiri yapmadığı takdirde hilafına mukavele yok ise akit gayri muayyen bir müddet için tecdit edilmiş sayılır” Anılan düzenlemeye göre Borçlar Kanunu'nun adi hükümlerine tabi kiralanana ilişkin kira sözleşmesi akdin hitamında süresiz hale dönüşecek ise de, yine madde metni itibariyle taraflar akdin feshi konusunda başka bir düzenleme de getirebileceklerdir. Davada dayanılan sözleşmenin özel 2. maddesinde de, kira süresinin sonunda kira sözleşmesinin fesih hakkı tek taraflı olarak davacı kiracıya tanınmıştır. Kiracı sözleşmede kararlaştırılan sürede fesih hakkını kullanmadığından sözleşme 2.3.2011 tarihinden itibaren on yıl süreyle yenilenmiş olup, kiracıya tanınan bu hak kiralayanın ihtarıyla tek taraflı olarak ortadan kaldırılamaz. Bu durumda kira sözleşmesi halen geçerliliğini sürdürmektedir ve sözleşme koşulları tarafları bağlar. Her ne kadar davalı kiralayan, kiralananda izolasyon çalışmaları yapılacağından baz istasyonunun söküldüğünü savunmuş ise de, sözleşmenin özel 6-a maddesinin gereği de yerine getirilmemiştir. Davacı ise, açmış olduğu işbu davada davalının kiralanana müdahale ederek baz istasyonunu söktüğünü ileri sürerek kiralanana yönelik el atmanın önlenmesini ve bundan doğan zararını talep etmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere kira sözleşmesi geçerliğini sürdürdüğünden sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanlış niteledirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.