Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 12.Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, nitelikli dolandırıclık suçundan beraatine karar verilmiştir.

Sanık müdafii, müvekkilinin çeki sahte olarak düzenlediğini gösterir hiçbir delil bulunmadığını, satış elemanları aracılığıyla çekin müvekkiline ulaştığını, müvekkilinin üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, ...'un birden fazla çekinin farklı imzalar taşımasına rağmen ödendiğini, müvekkilinin kendisine imzalı olarak gelen ve imzanın kendisine ait olmadığı bilirkişi raporunca sabit olan çeki doldurarak kredi çekmek için kullanması nedeniyle cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu beyan ederek bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

1.Fibabanka A.Ş. vekilinin, alacaklısı olduğu İstanbul 9.İcra Müdürlüğü'nün 2013/19374 E sayılı icra dosyasında suça konu 08.08.2013 keşide tarihli 58.000,00 TL bedelli çeke yapılan imzaya itiraz üzerine, çekin ... Plastik Sanayi İnş San Tic Ltd Şti tarafından çek tevdi bordrosu ile bankaya teslim edildiğini bildirerek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; çekin icraya konulması üzerine, imzaya itiraz sonrası, İstanbul 21.İcra Hukuk Mahkemesi'nce aldırılan 04.01.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre, suça konu çekteki imza ile müşteki Ahmet Gümşsoy'un imzaları arasında farklılıklar bulunduğunun tespiti üzerine, sanığın savunmasında suça konu çeki elde ediş şekline dair açıklamada bulunamadığı ve ticari ilişkiyi izah edemediği kabulü ile sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddia olunmuştur.

2.Sanık savunmasında; ... Plastik Ltd Şti'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, ...'un firması olan ... Güzellik Ltd. Şti adına düzenlenmiş olan suça konu çekin, kendisine müşteki ... tarafından, keşideci imzası olacak şekilde, diğer bölümleri boş olacak şekilde vereceği mallara karşılık verildiğini, malların bedeli ne kadar olacaksa çekin bedelini de bu şekilde dolduracaklarını, daha sonra Fibabank'ta kullanmış olduğu krediye teminat olması amacıyla 58.000 TL bedeli kendisinin yazdığını ve şirketini lehtar olarak yazıp kullandığını, şirketi iflas edince kredi borcunu ödeyemediğini, aynı şekilde ...'un da iflas ettiğini, o nedenle çekin bedelinin ... tarafından da ödenmediğini, ...'un çekin çalıntı olduğuna ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığına dair beyanlarının doğru olmadığını, aynı imza ile onlarca çek keşide edilip ödendiğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

3.Müşteki ...'un alınan beyanında, çekin sanığa nasıl geçtiğini bilmediğini, 58.000,00 TL değerinde plastik malzeme alımı olmadığını, sanığı şahsen tanımadığını, icra takibine konu edilerek mağdur olduğunu beyan etmiştir.
4.03.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda; çekin ön yüzündeki yazılar ile sanık yazılarının karşılaştırılmasında çekin ön yüzündeki yazılarında sanığın el ürünü olduğu, keşideci imzasının sanığın el ürünü olup olmadığı hususunda bir tespit yapılamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
5.22.12.2015 tarihli celsede suça konu çek üzerinde yapılan gözlemde; ... güzellik ve ... Limited Şirketinin keşideci, ... Plastik Limited Şirketinin emrine düzenlenen 58.000 TL bedelli çek olduğu, kağıt kalite ve görünümü itibariyle gerçek çekle uygun yapıda olduğu, çek görünüm ve yapısı itibariyle gerçek çek olduğu intibağını verdiği tespit edilmiştir.

6.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 12.Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/302 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.06.2024 tarihinde karar verildi.