HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi

Yoklukta verilen 22.03.2018 tarihli kararın, sanık ... müdafiine 06.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük temyiz süresinin son günü olan 21.04.2018 (Cumartesi) gününün ve 22.04.2018 (Pazar) gününün haftasonu tatiline denk geldiği, 23.04.2018 (Pazartesi) gününün ise resmî tatil olması nedeniyle temyiz süresinin 24.04.2018 (Salı) gününe uzadığı, sanık ... müdafiinin de 24.04.2018 tarihinde yasal süresi içerisinde temyiz isteminde bulunduğu belirlendiğinden, Tebliğname'nin "1. No.lu" bendindeki sanık ... müdafiinin temyiz isteminin reddedilmesi gerektiğine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca ve yukarıda belirtilen gerekçeyle temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, şikâyetçinin, ahırın kapısını açık bırakmış olabileceğini kabul ettiğinden çalınmış bir malın söz konusu olmadığına, suç kastının olmadığına, sanığın uyuşturucu madde ve alkol etkisi altında olduğuna, suçun teşebbüs derecesinde kaldığına, zaten bu nedenle Mahkemece iade sebebiyle cezadan indirim yapılmadığına, sanıkların eylemi fikir ve eylem birliği içinde işlediklerine dair delil olmadığına, suç unsurları oluşmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi aksi hâlde suçun teşebbüs aşamasında kaldığının gözetilmesi talebine ilişkin olduğu; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın sadece diğer sanığa yardım ettiğine, suç kastının olmadığına, suç unsurlarının bulunmadığına, somut delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olarak karar verildiğine, sanığın durumunun yardım eden kişi olduğuna, şikâyetçinin zararının bulunmadığına, hayvanların iade edildiğine, başkaca zarar varsa sanığın karşılamaya hazır olduğuna, verilen cezanın çok fazla olduğuna, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda yeniden değerlendirme yapılması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında şikâyetçiye yönelik eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... müdafileri ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.