SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık
Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihli ve 2014/54 Esas, 2015/10 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendleri, 52,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, kimsenin şifresinin kırmadığına, eksik incelme yapıldığına, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine, mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Sanığın, katılan ...'e ait hotmail hesabına hukuka aykırı bir şekilde erişip, arkadaş listesinde yer alan şikayetçi ...'a mesaj göndererek para istemesi, şikayetçinin 160 TL parayı sanığın annesinin adına açılmış ancak sanığın kullandığı hesap numarasına göndermesi, akabinde bu paranın yine sanığın annesi adına alınmış ancak sanığın kullandığı telefon hattına gönderilmesi biçimindeki eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2.Sanığın, kendisinin bal satışı yaptığını, mağdurlara sattığı balın bedeli olarak para gönderildiğini, şifre kırmadığını, söz konusu hesap numarası ve telefon hattını kendisinin kullandığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, katılanların herhangi bir bal alım satımından bahsetmeden iddianamedeki oluşu anlattıkları, tanık ...'ın hat ve hesabı oğlunun kullandığını, eşi ve kendisinin bal işi ile uğraştığını ancak oğlunun bu işle ilgisinin olmadığını, köye yılda bir iki kez geldiğini beyan ettiği, banka ve GSM şirketi yazışmalarına ilişkin kayıtların dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
3.Mahkeme tarafından "Katılan ... 'e ait ...@hotmail.com mail adresi ile bu hesaba bağlı facebook sosyal paylaşım sistesinde bulunan hesabı üzerinden müşteki ...'a 22.06.2012 mesaj atıldığı, mesaj atan şahsın kendini ... olarak tanıtarak ve bu şekilde izlenim vererek Müşteki ...'dan acil paraya ihtiyacının olduğunu söylediği, en yakın zamanda ödemek vaadi ile borç para talebinde bulunduğu,bunun üzerine müşteki ...'nın kendisine hesap numarası facebook sitesi üzerinden gönderilen ve sanığın annesi ...'a ait Akbank hesabına 160,00 TL. parayı gönderdiği, Akbank A.Ş.'nin 30.11.2012 tarih ve Turkcell Aş. 'nin 26.03.2013 tarihli yazılarından da anlaşılacağı üzere bu hesaptaki paranın 150,00 TL. sinin aynı gün ...'a ait ancak sanığın annesi ...'nın beyanları ve dosya kapsamından anlaşılacağa üzere sanık ... tarafından kullanılan 0532 584 .... numaralı cep telefonu hattına aktarıldığı, zaten sanığın mahkememize vermiş olduğu savunmasında annesi ...'a ait banka hesabının kendi tarafından kullanıldığını ikrar ettiği, sanığın müşteki ...'a bal satışı yaptığına ve terditli olarak da bu eylemin üçüncü kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin savunmasına; müşteki ...'nın bu yönde bir beyanın bulunmaması, paranın yatırıldığı hesabın ve sonrasında paranın bir kısmının aktarıldığı cep telefonu hattının sanık tarafından kullanılıyor olması bu nedenlerle sanığın savunmasının desteklenmemesi, hayatın olağan akışına aykırı bulunması bu hususlar gözönüne alındığında işlemiş olduğu suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşıldığından" gerekçeleriyle temyize konu mahkumiyet kararının verildiği analşılmıştır.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümlerde tekerrüre esas alınan, Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2010/493 Esas ve 2011/825 Karar sayılı ilâmına konu eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan dolandırıcılık suçuna ilişkin olduğu ve 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi gereği uzlaşma kapsamına alındığı ve sanığın güncel adli sicil kaydında da bu ilâmın gözükmediği anlaşılmakla, tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, hüküm hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde 2 numaralı bentte açıklanan nedenle Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihli ve 2014/54 Esas, 2015/10 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 6 ncı paragrafında yer alan tekerrür uygulamasına ilişkin kısmının hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2024 tarihinde karar verildi.