Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya (Kapatılan) 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2016/253 Esas, 2016/880 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suç kastının bulunmadığına, aldatma kabiliyetinin bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, ilişkindir.
Hakkında başka suçlardan verilmiş mahkûmiyet kararları nedeniyle yakalanarak görevlilere ...'ın kimlik bilgilerini ihtiva eden üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan sürücü belgesini ibraz eden sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davasında; sanığın ikrarı, suça konu soğuk mühür izi içeren sürücü belgesinin tamamen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Belgede sahtecilik suçlarında, aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu sürücü belgesinin getirilip özelliklerinin duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekiyor ise de, uzmanlık raporuna göre suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olduğunun belirlendiği, duruşmada sanığa tüm bilgi ve belgelerin okunduğu ve mahallinden getirilen sürücü belgesi üzerinde Heyet olarak yapılan incelemede aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafininin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya (Kapatılan) 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2016/253 Esas, 2016/880 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2024 tarihinde karar verildi.