Davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı 13.08.2009 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği Çirişgediği Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, Hazine, 4721 sayılı Kanun'un 713/6 ncı maddesi gereği çekişmeli yerin orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle karşı dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile dava konusu Adana ili ... ilçesi Çirişgediği Köyü sınırları içerisinde bulunan fen bilirkişisinin 11.02.2015 tarihli raporda, (A) ile gösterilen 21.709,49 m2 lik yerin son parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline; krokide (B) ile gösterilen 1.338,98 m2 yerin ham toprak ve çalılık vasfını taşıdığı için tescil talebinin reddine ve davalı Hazinenin karşı tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar Hazine, Orman Yönetimi, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle Kapatılan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/3330 Esas, 2018/7111 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle “yöntemince orman araştırması yapılması ve taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenirse bu kez zilyetlik araştırması yapılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda uzman orman bilirkişi raporuna göre 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda (A1), (A2), (A3) ve (B) harfi ile gösterilen toplam 23.048,41 metrekarelik taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından davanın reddine, Hazinenin tescil talebinin kabulü ile bu bölümlerin orman vasfında Hazine adına tesciline karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.