İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü/reddi hakkında hüküm kurulmaksızın yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kullanım kadastrosu sırasında Edirne ili Keşan ilçesi Yayla Köyü çalışma alanında bulunan 1608 parsel sayılı 116,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ..., ... ve ...'nun fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın evveliyatında davacıların miras bırakanı ... Şavluk'un tapulu taşınmazı iken önce orman tahdit sınırlarına alındığını ve bilahare ise 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın yaklaşık 40 - 50 yıldır davacıların fiili kullanımında olup, vergilerinin de davacılar tarafından ödendiğini, buna karşın taşınmazın beyanlar hanesine sehven davalı gerçek kişilerin kullanıcı olduğuna ilişkin şerh verildiğini ileri sürerek taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanıma ilişkin şerhin terkini ile taşınmazın davacıların fiili kullanımında bulunduğuna ilişkin şerh verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın evveliyatında ... isimli kişi adına kayıtlı iken davalıların miras bırakanı ... ... tarafından kayden devralındığını, daha sonra taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından bahisle açılan davanın yargılaması sonucunda hükmen orman olarak tapuya tescil edildiğini, bilahare ise orman sınırları dışına çıkarıldığını, diğer yandan taşınmazın murislerinin ölümünden sonra yaklaşık 30 yıldır davalıların fiili kullanımında olduğunu, davacıların iddiasına konu taşınmazın davalılara ait taşınmaz olmayıp, bu taşınmaza komşu taşınmaz olduğunu ve murislerinin ölümünden sonra terk edilerek kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İş bu davanın yargılaması sonucunda, Malkara Kadastro Mahkemesinin 21.02.2014 tarihli ve 2013/30 Esas, 2014/5 Karar sayılı kararı ile; "...dosya kapsamına göre, davacı tarafın kullanımında olan taşınmazın 1608 parsel sayılı taşınmazın batısında eski 963 parsel sayılı taşınmazda kalmakta olup, bu taşınmaza ilişkin olarak kadastro tutanağı düzenlenmediği..." gerekçesi ile 963 parsel sayılı taşınmaz açısından mahkemenin görevsizliğine, davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve tarafların süresi içerisinde başvurması halinde dosyanın görevli ve yetkili Keşan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1608 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaza ait kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki şerhin aynen olduğu gibi bırakılmasına, taşınmaza ait kadastro tutanağının kesinleştirme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilip, iş bu kararın kesinleşmesi üzerine dava dosyası Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacıların dava konusu taşınmazın kadastrosunun yapıldığı dönemde ve sonraki süreçte resmi kayıtlarda mülkiyet ve ya kullanıma dair herhangi bir kayıtları olmadığı gibi, Orman İdaresine karşı yapılmış olan tüm itirazların da yargı mercilerinden geçerek kesinleşmiş olduğu, diğer taraftan davacı yanın iddiasını ispata yarar tanık beyanı da bulunmadığı..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "...İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi sonuç itibarıyla doğru ise de, kararın gerekçesinde hata edildiği, zira, kullanım kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyen, başka bir ifade ile kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yerlerde kullanıcı şerhi verilebilmesi için idareye başvurularak kullanım kadastrosu yapılmasının sağlanması gerektiği, somut olayda, dava, kullanım kadastro tutanağı düzenlenmeyen eski 963 parselde fen bilirkişi raporuna ekli ek-5 numaralı krokide (A) ve (D) harfiyle gösterilen bölümlere ilişkin olup, bu taşınmazlar hakkında kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenmediği, öte yandan (D) harfi ile gösterilen bölümün, orman paftasına göre orman sayılan alan sınırları içerisinde kaldığı, (A) harfi ile gösterilen bölüm hakkında ise mahkemenin idare yerine geçerek kullanım kadastrosu yapmasının mümkün bulunmadığı, dolayısı ile bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca; Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/237 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.