Hükmün kaldırılması, beraat, kaçak eşyanın müsaderesi
İlk Derece Mahkemesince kanun iadesi üzerine verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; suça konu kaçak içkilerin sayı itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olmasına göre sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; 28.10.2016 tarihinde, sanığın sürücüsü bulunduğu ve park halindeki binek otomobil araçta yoğun alkol kokusu geldiği, araçta rakı bulunduğunu beyan ederek rızası ile bagaj kısmını açıp gösterdiği, kapaklarında bandrol bulunmayan dört koli içindeki ... ibareli 70 cl.lik toplam 56 şişe (39,2 litre) kaçak alkollü içkiye el konulduğu ve Cumhuriyet savcısının derkenar arama kararına istinaden sanığa ait evde, huzurunda yapılan aramada ... ve ... ibareli 70 cl.lik toplam 71 şişe (49,70 lt) kaçak alkollü içki olmak üzere toplam 127 şişe kaçak alkollü içki ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Bahse konu olayda ele geçen kaçak alkollü içkilerle ilgili olarak sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık İlk Derece Mahkemesindeki savunmalarında özetle; suça konu içkileri içmek ve oğlunun düğününe hazırlık amacıyla bulundurduğunu, satmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinde ise önceki savunmalarını tekrar ederek, dava konusu alkollü içkileri oğlunun düğününde içmek amacıyla bulundurduğunu, ticari amacının bulunmadığınu belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesinde hükümden önce 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkralarının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındığı ve tutanak tanıkları T. U. ve S. Ç.nin dinlendikleri anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından 23.10.2017 tarihinde atılı kaçakçılık suçunun sabit olduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine, 2 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan 23.10.2017 tarihli hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin istinaf başvuruları üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak, ilk derece hükmü kaldırılmak suretiyle sanığın beraatine ve dava konusu eşyanın müsaderesine hükmedildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; dosya kapsamına göre, kaçak içkilerin araçta ele geçirilmesi sırasında; sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, somut olayda sanığın sürücü olduğu park halindeki araçta yapılan arama işleminin usulsüz olduğu, araçta yapılan usulsüz arama sonucunda elde edilen kaçak içkilerden hareketle Cumhuriyet savcısının mesai saatleri içerisinde gecikmesinde sakınca bulunma nedeni belirtilmeksizin vermiş olduğu arama kararınında hukuka uygun olmaması nedeniyle ikamette yapılan aramada ele geçen delillerin de hükme esas alınmayacağı, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasanın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın atılı suça ilişkin inkarı karşısında sanığın mahkûmiyetini gerektirir nitelikte dosyada başkaca delil de bulunmadığı ve sanık hakkında bu nedenle beraat kararı verilmesi gerekirken; sanığın suça konu içkileri, kaçak olduğunu bilerek ve ticari amaç ve kasıtla bulundurduğu hususunun soyut ve şüpheli kaldığı, sanığın üzerine atılı suçta kaçakçılık yapmaya yönelik ticari kastının bulunduğuna dair mahkûmiyetine yeter derecede kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı şeklindeki hatalı gerekçe ile beraat kararı verilmiş ise de, verilen beraat kararının, sonucu itibarıyla doğru olduğu belirlenmiştir.
Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriği ve gerekçeye göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.