Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda; sanık ... ve savunmanı duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde duruşmaya gelmedikleri ve bir mazerette bildirmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda, dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık ... savunmanının, süreden sonra yaptığı, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Yasanın 318. maddesi uyarınca REDDİNE;
Sanık ... hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Zamanaşımı bakımından 765 sayılı TCK.nun sanık yararına olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen ve 4422 sayılı Yasanın 1/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 102/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 16.02.2001 tarihi ile mahkumiyet hükmünün kurulduğu 08.11.2012 tarihi arasında geçtiği gözetilerek, davanın düşmesine karar verilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğname gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE;
Yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanıkların yakınandan suça konu çekleri imzalattırmak suretiyle yağmaladıktan sonra, yakınanın kendilerini kolluğa ihbar etme olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla “arabanı alıkoyacağız polise gidersen içine uyuşturucu yerleştirip yakalatıp seni de yakacağız, bu nedenle arabanı yarın gelir alırsın” biçimde tehdit ederek yakınanın aracını alıkoyup, başka bir araçla kendisini gönderdikten bir hafta sonra şikayet edilmemeleri üzerine aracı iade etmelerinde, TCY.nın 168. maddesi anlamında etkin pişman durumunun bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu yöne ilişen bozma düşüncesi benimsenmemiş;
5237 sayılı TCY.nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCY.nın 499. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 sayılı TCY.nın (149/1-a, c, d, g) maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın (109/3-a, b) maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilip, sanıklar hakkında anılan suçtan ceza verilmeden, yağma suçundan temel ceza belirlenirken anılan yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a ve g) bentlerinin yanı sıra (c ve d) bentlerinin değerlendirmeye alınmaması sonucu eksik cezaya hükmolunması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ...’ın üzerine atılı yağma suçu yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen dava konusu yağma eylemlerinin, eleştiri dışında yasada öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği,
İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği,
Anlaşıldığından, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanık ... savunmanı Av. ...’ın duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaların reddiyle, tebliğnameye uygun olarak, sanık ...’ın üzerine atılı yağma suçu yönünden duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün ONANMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 28/05/2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'nun katıldığı oturumda, sanık ve savunmanının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.