İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki kadastro (komisyon tarafından devredilen) tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... mahallesi çalışma alanında, 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 444 ada 9 parsel sayılı 89,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, çifte tapu kaydı nedeniyle malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildikten sonra, 1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda 92,00 metrekare yüzölçümü ile 1873 ada 2 parsel numarası verilerek Gaziosmanpaşa Belediyesi adına tescil edilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... mahallesi 1873 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında malik hanesinin açık bırakıldığını, bilahare Encümen kararı ile Gaziosmanpaşa Belediyesi adına tescil edildiğini, buna karşın Encümen Kararının İdare Mahkemesince iptal edilerek bu kararın kesinleştiğini, dolayısı ile tescilin yolsuz ... geldiğini, esasen taşınmazın Hazine adına uhdesinde bulunan tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek, taşınmazın malik hanesinin Hazine adına doldurulmasını istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... çekişmeli taşınmazın ... ve ...'in dayandığı 03.09.1956 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının kök kaydı olan 25.09.1951 tarih 26 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı ve evvelinde ...'a ait olduğu, davacı Hazine'nin dayandığı 21.12.1951 tarih ve 55 sıra numaralı tapu kaydının tesciline esas Tarım Bakanlığı 14 numaralı Toprak Komisyonunun 19.12.1951 tarih 929 sayılı yazısına ekli haritada 14 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dışında ve 14 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterildiği, yine Tapu Fen Amirliği'nin 03.03.1953 tarih 562 sayılı ifraz haritasına göre de 14 ada 2 parsel içerisinde kaldığının anlaşıldığı, mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre taşınmaz evveliyatında ...'a ait iken bu kişi tarafından ...'ya, ... tarafından da ... ve ...'e satıldığı ..." gerekçesi ile davacı Hazine'nin davasının reddine, 1873 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının malik hanesinin iptali ile tamamı 12 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince "... İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davacı Hazinenin dayandığı 21.12.1951 tarih ve 55 sıra numaralı tapu kaydının, tesisinden sonra hükmen ve idari yoldan ifraz edildiği ve yine davalılar ... ve ...'in dayandıkları 03.09.1956 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydının kök tapu kaydı olan 25.09.1951 tarih 26 sıra nolu tapu kaydının tesisinden sonra idari yoldan ifraz edildiği ve dolayısıyla haritalarının bulunduğu anlaşılmasına rağmen, ifraza ilişkin mahkeme kararları ve eki haritalar ile idari yoldan ifraza ilişkin haritalar getirtilmediğinden dolayı hükme esas alınan bilirkişi raporu denetlenemediği gibi, Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.05.1957 tarihli ve 1952/1 Esas, 1957/323 Karar sayılı ilamı ile, Hazine’nin dayandığı 21.12.1951 tarih ve 55 sıra numaralı tapu kaydından ayrılan ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin, söz konusu mahkeme kararından sonra Hazine tarafından kamulaştırma işlemi yapıldığı belirtildiği halde kamulaştırma krokileri getirtilerek yöntemine uygun şekilde çakıştırma yapılmak sureti ile çekişmeli taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığı da kesin olarak belirlenmemiştir.
Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca, kayıt ve belgeler harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kapsamlarının harita, plan ve krokideki sınırlar esas alınarak belirlenmesi zorunlu olup, şu halde mevcut dosya kapsamına göre mahkemece, yöntemine uygun kayıt uygulaması yapıldığından da söz edilemez.

Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tarafların tutundukları tapu kayıtlarının ve tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile tesislerine esas alınan belgeler ve tesislerinden sonra ifrazlarına esas olan mahkeme kararları ile eki olan fen bilirkişi raporları ve idari yoldan yapılan ifrazlara ilişkin ifraz krokileri, kamulaştırma yapılan bölüme ilişkin kamulaştırma evrakları ve krokileri getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tarafların aynı yöntemle tespit edip bildirecekleri tanıklar ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında, tarafların dayandığı tapu kayıtları ve tapu kayıtlarının dayanağı olan haritalar zemine uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmeye çalışılmalı; tapu kayıtlarının haritalarının uygulanamaması halinde, tapu kayıtlarında okunan sınır yerleri okunup, sınırların mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; mahalli bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; kamulaştırma krokilerinin yöntemince uygulanması suretiyle çekişmeli taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeli; taşınmazın her iki tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, önceki tarihli doğru temele dayanan kayda değer verileceği düşünülmeli ve bundan sonra benzer durumdaki dosyalardaki uygulamalarda göz önünde bulundurularak çelişkiye düşülmeksizin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi