Asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Tespit maliklerinden ... oğlu ... mirasçıları olan ve dosyadaki nüfus kayıtları ile veraset ilamlarına göre yargılama aşamasında ya da öncesinde öldükleri anlaşılan davalılar ..., ... (...), ... ve ...'in bir kısım mirasçıları hiç, bir kısmı da yöntemince davaya dahil edilmemiş, haklarında önceki bozma ilamından önce ve sonra usulüne uygun şekilde tebligatlar yapılmamış (vekilleri olmadığı halde diğer bir kısım davalıların vekiline tebligat yapılmış), savunma ve delilleri toplanmamış, önceki bozma ilamına karşı diyecekleri sorulmamıştır. Taraf koşulu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi zorunludur (HMK 115/1). Bu husus yerine getirilmeden işin esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; "Davacının tapu kaydı çekişmeli alana uymaktadır. Davalıların dayandıkları tapu kaydı ise sınırları itibariyle dava konusu edilen yerlere uymayıp, aynı yeri kapsamamaktadır. Ayrıca davacı ...'ın uzun yıllardır çekişmeli alana zilyetlik ettiği de yine yapılan keşifle belirlenmiştir. Noter satış vaadi senedi ile diğer davacı ... da satın aldığı alana zilyetlik etmiştir. Davacının dava konusu ettiği yerlerden 500 m2'lik kısmı davacı ...'a noterden satış vaadi sözleşmesi ile sattığı ve davacı ...'ında burayı alırken davacının elindeki tapuya dayandığı sabittir. Her ikisinin de zilyet olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Özellikle davalıların dayandığı tapu kaydında sınırlardan birisinin hep mera olması; ancak gerek gelen tapu kayıtlarında gerekse keşifte dinlenen bilirkişi beyanlarında ilgili yerde mera bulunmayışı davalıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yere uymadığı yönündeki kanaati kuvvetlendirmiştir. Tüm bu sebeplerle sınırları itibariyle çekişmeli alana uyan davacı tapusunun ve çekişmeli alanda sürdürdüğü zilyetliğin göz önünde bulundurulmasıyla, her ne kadar 26 parselin hepsine dava açılmışsa da noter satış vaadi sözleşmesi ile diğer davacı ...'a bir kısmını sattığı" gerekçesiyle davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 65 ada 25 parsel ve 65 ada 26 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarındaki tespitlerinin ayrı ayrı iptaline, çekişmeli 65 ada 25 parsel sayılı taşınmazın davacı ... mirasçıları adına dosyada mevcut 17.09.2019 tarihli veraset ilamında belirlenmiş paylar oranında tapuya tesciline, çekişmeli 65 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 24.08.2012 tarihli kadastro bilirkişilerince hazırlanan raporda, ek-1 nolu krokide yeşil renkle ve (A) harfi ile gösterilen 691,10 m2 olarak belirlenmiş miktarı dışındaki kalan kısmının davacı ... mirasçıları adına dosyada mevcut 17.09.2019 tarihli veraset ilamında belirlenmiş paylar oranında tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, çekişmeli 65 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespitinin iptaline, çekişmeli 65 ada 26 parsel üzerinde 24.08.2012 tarihli kadastro bilirkişilerince hazırlanan raporda belirlenmiş ek-1 nolu krokide yeşil renkle ve A harfi ile gösterilen 691,10 m2 miktarındaki kısmın anılan taşınmazdan ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden ... 'den alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.