Talep, hüküm fıkrasına yazılmayan 6111 sayılı Kanun'dan yararlanılmasına dair kararın tavzihen düzeltilmesi istemine ilişndir.
Mahkemece, ek karar ile, tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Ek kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Bir hükmün yeterince açık olmaması, birbirine aykırı fıkralar içermesi yahut icrasında tereddütler uyandırması halinde, icrası tamamlanıncaya kadar, hükümdeki gerçek anlamın ortaya çıkarılması amacıyla başvurulan yol, hükmün tavzihidir.
Hangi hallerde tavzih istenebileceği 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 305. maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre, yeterince açık olmayan veya icrasının nasıl olacağı konusunda tereddüt edilen ya da fıkraları birbirine aykırı (çelişkili) hükümlerin tavzihi istenebilir. Bazen hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilir.
Hükmün icrasına kadar ve ancak onu vermiş mahkemeye yapılabilen tavzih talebi (HMK. m.306) sonrası mahkeme hükmü yanlız tavzih edebilir. Tavzih bahanesi ile hükmü değiştiremez. Tavzih talebinin kabul ve reddine ilişkin kararlar kanun yoluna götürülebilir; bu şekilde, sadece tavzih kararı hakkında yapılacak kanun yolu incelemesi sonucu, tavzih bahanesi ile hükmün değiştirilip değiştirilmediği üst derece mahkemesince denetlenmiş olur (Kuru, Arslan, Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,22.Bası, Ankara, 2011,s.723-728).
Somut olayda, davalı Kurumun temyizi üzerine, Dairemizin 27.12.2011 gün ve 2011/10620-20075 sayılı onama ilamı ile kesinleşen davada, ürün bedellerinden yapılan kesintiler nedeniyle, 2926 sayılı Kanuın kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile 6111 sayılı Kanun'dan yararlanılması talep edilmiş, mahkemece, gerekçesinde talebin 6111 sayılı Kanun'dan yararlanılmasını içerdiği de belirtilmesine rağmen, sadece tarım Bağ -Kur sigortalılık süresi hakkında kısmen kabule karar verilmiştir.
Davacı tarafın temyiz talebinde bulunmaması ve davalı Kurumun temyizi üzerine, Dairemizin yukarıda belirtilen onama ilamı sonrasında, davacı vekili yerel mahkemeden, 02.10.2012 günlü tavzih talebi ile, hüküm fıkrasına yazılmayan 6111 sayılı Kanun'dan yararlanılmasına dair kararın yazılmasını istemiştir. Mahkemece, aynı günlü ek kararında, tavzih talebinin kabulü ile hüküm fıkrasına, "6111 sayılı Yasa kapsamından yararlandırılması gerektiğinin tespitine" kelimelerinin eklenmesine, sair hususta değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Belirtilen ek karar ile hükmün açıklanması ile yetinilmeyip değiştirilmiş olduğu, zira salt sigortalılık tespitini içerir ilk hüküm ile karşılaştırıldığında, ek karar sonrası, tespit yanında 6111 sayılı Kanun kapsamından da yararlanılabileceğine hükmedilmiş bulunduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.