Dava, 19.07.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden 5510 sayılı Kanunun 4/b maddesi (eski 2926 sayılı Kanun) sigortalısının haksahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, davalılardan ...Sigorta A.Ş avukatınca temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olay, incelendiğinde; Kurum Bağ-Kur sigortalısı... ...’in 19.07.2009 tarihinde trafik kazası sonucu öldüğü, sigortalının geride bıraktıkları hak sahiplerine Eşi... ...’e 59.091,34 TL, oğlu ... ...’e 12.254,80 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, 71,346,14 TL kurum zararının meydana geldiğini, davalı ...'ın 27... 443 plakalı araç ile kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın oluşumunda, davalının asli kusurlu olduğunu, davalıların meydana gelen ve ileride meydana gelebilecek Kurum zararından 506 sayılı Yasanın 26. maddesi ile Karayolları Trafik kanununun ilgili maddeleri gereğince sorumlu olduğunu beyanla, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 71.346,14 TL kurum zararının 7.134,61 TL sinin davalı ... poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Mahkemece, istemin kabulü ile, 506 sayılı Yasanın 39.maddesi uyarınca, Kurum zararının, davalılardan rücuen tazminine karar verilmişse de; verilen hüküm, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olup, hüküm tesisine yeterli değildir.
Kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yasal mevzuat 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
Dava dilekçesi ve dosya kapsamı incelendiğinde; davacı Kurum tarafından tazmini istenen alacağın ölüm geliri mi olduğu, yoksa, ölüm aylığı mı olduğu hususu tespit edilememiştir.
Mahkemece; öncelikle yapılması gereken, davacı Kuruma dava dilekçesi ve talebi açıklattırılmalı ve talebi doğrultusunda yasanın dayanak maddesi tespit edilmelidir.
Zira, davacı Kurum tarafından sigortalı hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri istenilmekte ise davanın dayanağı 5510 sayılı Yasanın 21.maddesi olacakken, şayet sigortalı hak sahiplerine bağlanan ölüm aylığı istenilmekte ise, davanın yasal dayanağı aynı Yasanın 39.maddesi olacaktır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 39.maddesi, “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.
Malûllük, vazife malûllüğü veya ölüm hali, kamu görevlilerinin veya er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan aylıklar için Kurumca, kurumuna veya ilgililere rücû edilmez.” hükmünü getirmiştir
5510 sayılı Kanunun 39. maddesi hükmüne göre; Kurumun rücu hakkı, üçüncü kişinin sadece kasıtlı fiili haline özgülenmiştir. Yasanın açık ve buyurucu hükmüne göre; üçüncü kişi, kasta dayanmayan fiili sonucunda sigortalının malül kalmasına veya ölümüne neden olmuş ise, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan aylıkların ilk peşin değerinin yarısından sorumlu tutulması mümkün değildir.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesi ise "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir." düzenlemesini getirmiştir Aynı maddenin 4 fıkrasında ise, " İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; Mahkemece yapılması gereken, davacı Kuruma talebi açıklattırılarak, davanın yasal dayanağı tespit edilmeli ve bu çerçevede inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykın olup, bozma nedenidir
O halde, davalılardan sigorta şirketinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... şirketine iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.