Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, değişik gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... ve ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın davalılar ... ve ...'dan alacaklı olduğunu, davalılar ... ve ...'a ait iken onlar tarafından vekilleri ... aracılığıyla dava dışı Halime Demirkale ve ...'a devir edilen Mersin ili ......., ilçesi 11049 Ada 1 numaralı parsel, ...ilçesi 8712 Ada 4 parsel D blok 1 numaralı bağımsız bölüm, ... ilçesi ... köyü 156 Ada 1 parsel zemin kat 5 ve 6 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazlarla ilgili olarak dava dışı Aktif Bank A.Ş. tarafından tasarrufun iptali davaları açıldığını, bu davaların kabulle sonuçlanması üzerine mezkur taşınmazların dava dışı Aktif Bank AŞ. tarafından cebri icra yolu ile satışa çıkarıldığını, diğer davalılar...Lojistik Ltd.Şti. ve ...nın bu ihaleye iştirak ederek taşınmazları aldıklarını, davalılar...Lojistik Ltd.Şti. ve ...nın nam-ı müstear olarak borçlular ... ve ... adına ihaleye iştirak ettiklerini, taşınmazların gerçekte borçlular tarafından alındığını, diğer davalılar üzerinden alınarak davacı bankanın alacağının tahsilinin önlenmeye çalışıldığını belirterek, davalarının kabulü ile dava konusu taşınmazların satış işlemlerinin İİK 283/1 maddesi uyarınca müvekkili banka bakımından iptali ile ve bu taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; taşınmazların cebri icra yolu ile satıldığını, bu nedenle muvazaa iddiasında bulunulamayacağını, muvazaa iddiasının, tarafların serbest iradelerinin söz konusu olduğu durumlarda ileri sürülebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Subaşı cevap dilekçesi ile; dava açıldığı tarihte müvekkilin tapuda malik olmadığını, taşınmazların cebri icra yolu ile satıldığını, bu nedenle muvazaa iddiasında bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı...Ulus Loj. A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, cebri icrayla satışlarda muvazaa iddiasının ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 31.10.2019 tarihli ve 2017/760 Esas ve 2019/381 Karar sayılı kararıyla; davalı...Lojistik .. A.Ş nin ticari defterlerinin incelendiği, ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usule uygun olduğu, icra dosyasına yatırılan ihale bedellerinin defter kayıtlarında göründüğü, dava konusu taşınmazların cebri icra yoluyla yapılan açık arttırma sonucunda davalılar...Lojistik..A.Ş ve ...na satılmış oldukları, taşınmazları satın alan davalılar ile borçlular ... ve ... arasında muvazaalı şekilde borç alacak ilişkisi oluşturulduğuna ve buna istinaden taşınmazların satışının gerçekleştirildiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, cebri icrayla satışın taraflar dışında üçüncü kişi pozisyonunda olan .....,Yatırım Bank A.Ş.'nin alacağının tahsili amacıyla yapıldığı, ihaleye fesat karıştırıldığına yönelik herhangi bir iddianın ihale sonrası ortaya atılmadığı, ihalenin feshine yönelik bir davanın bulunmadığı, toplanan delilere göre nam-ı müstear iddiasını ispatlar nitelikte delilin de bulunmadığı anlaşılmış olmakla bu şekilde cebri icra yoluyla yapılan ve herkesin iştirak edebileceği satışlarda borçlunun bir tasarrufundan söz edilemeyeceğinden davalılara yapılan satışın muvazaalı olduğunun kabulü mümkün görülmemiş, İİK 277 ve devamı maddelerindeki şartların oluşmadığına kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçeli olmayıp, usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf kararının aksine mahkemece cebri icra satışlarında muvazaa olmayacağından tahkikat ve inceleme yapılmadığını, taşınmazların devir biçimi ve davalılar arasında organik bağ olmasına göre muvazaanın açık olduğunu, aşikar muvazaa karşısında taşınmazların borçlular hesabına ve fakat nam-ı müstearlar adına alındığının açık olduğunu, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talepleri gibi hüküm kurulmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk derece mahkeme kararınca verilen kararın nihayetinde doğru karar olduğu, ancak davanın usulden reddine kararı verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, iş bu sebeple davacının istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile kabulü, kararın kaldırılmasına ve dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi için hükmün yeniden oluşturulmasına, davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... ve ... vekili ve davalı ... ......, vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.
Davalı ... ve ... vekili ve davalı ... ......., vekili temyiz dilekçesinde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararın iş bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir.

Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu gayrımenkulün dava dışı Aktifbank AŞ tarafından dava dışı tasarrufun iptali davası sonucunda cebri icraya konu edilmesine, borçlu tarafından yapılmış bir tasarruf işleminin bulunmamasına, bölge adliye mahkemesince kararın "usulden red" olarak değiştirilmesine ve vekalet ücretinin de davalılar yararına maktu olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin, ... ve ... vekilinin ve davalı ... ........,vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin, ... ve ... vekilinin ve davalı ... ......., vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacıya ve davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.