Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kök mirasbırakanları ...’den 8 parça taşınmazın intikal ettiğini, bu taşınmazların bir bütün halinde birbirine bitişik olarak kullanıldığını, bu nedenle sınırların belirli olmadığını, aralarında yaptıkları rızai taksim uyarınca kendi kullanımında olan yerin diğer kısımlardan daha değerli alan içerisinde kalması nedeniyle davalıların mirasbırakanı ...’e 01.04.1995 tarihli miras anlaşma belgesi uyarınca 10.000.000 ETL fark ödediğini, bu alan üzerine ev inşa ettiğini ve halen oğlu tarafından kullanıldığını, 26.05.1995 tarihinde yapılan intikal ve taksim işlemi sonucunda kendisine ait olan kısmın adına tescil edileceği düşüncesi ile taksim sözleşmesini imzaladığını, oysa bu yerin 494 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğunu ve davalıların murisi ... adına tescil edildiğini öğrendiğini, taksim sözleşmesini hata ile imzaladığını ileri sürerek, davalıların mirasbırakanı ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kendi rızası ile davacı tarafından taksim sözleşmesinin imzalandığını, hataya düşmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddine.
./..
Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Dava, 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli taşınmazın dava tarihi itibari ile değeri 83.105,50 TL olarak belirlenmiş ve davacı tarafından 83.105,50 TL üzerinden harç ikmali yapılmıştır. Bu durumda keşfen belirlenen 83.105,50 TL değer üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün vekalet ücretine ilişkin 4. bendinin tamamen hüküm yerinden çıkartılarak yerine; 4. bent olarak “Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 9.398,44 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,” ibaresinin yazılmasına, davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı 25.20 TL. bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, alınan peşin harcın davalılara geri verilmesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.