Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyiz istemi; suça konu eşyanın gümrük vergilerini ödeyen sanık hakkında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Suç tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki araçla Sarp gümrük kapısından giriş yaptığı sırada yapılan kontrollerde araç içerisinde 700 paket bandrolsüz sigara ile 350 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında; kaçak eşyaların kendisine ait olmadığını, kontrol sırasında aracın açık olan kapısından başkası tarafından araç içerisine yerleştirildiğini beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değer olan 5.856,00 TL ile 1.427,95 TL'nin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Sanığın Kanun iadesinden sonra kurum zararı olan 4.904,00 TL'yi giderdiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre sanığa ait ticari miktar ve mahiyette kaçak eşyanın ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;
1.6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/8. maddesinde yapılan değişikliğin suç tarihi itibarıyla yürürlükte olmaması nedeniyle, objektif koşullar bakımından 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel mahkûmiyeti bulunmayan, bildirilen kurum zararını gideren ve kısa süreli hapis cezası adlî para cezasına çevrilen sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği yönünde bir değerlendirme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden "daha önce hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın denetim süresi içerisinde atılı suçu işlediği" şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin suça konu kaçak sigaralar yönüyle 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. Maddesi kapsamında kaldığı, kaçak akaryakıt yönünden ise aynı Kanun'un 3/1, 3/10. maddesi kapsamında bulunduğu, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümlesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/1, 3/10. madde ve fıkraları ile kaçak akaryakıt açısından aynı Kanun'un 3/11. maddesinin yollamasıyla aynı maddenin 3/1 ve 3/10. maddeleri kapsamında bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca "İşlediği fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi bunlardan en ağır olan cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." hükmü gereği ağır olar cezayı gerektiren 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/1 ve 3/10. maddeleri nazara alınarak suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesinin yollamasıyla 3/1, 3/10, 3/22 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.