Dava, davacı hakkında 5510 sayılı Kanunun geç 17. maddesinin ugulanması ve 19.9.2008 günlü tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, bozma üzerine, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Yapılan yargılama sonunda, Dairemizin 28.02.2012 gün ve 15435-3410 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir. Zira, 2829 sayılı Kanunun "Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir." şeklindeki 8/1. maddesi hükmünün somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı yönünde yapılan değerlendirmede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 2002/21-132 E, 2002/139 K tarihli kararında ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında vurgulanan, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören MK.'nun 1. maddesine uygun olmayacağı hususu (Bkz. 22.2.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı) dikkate alınmamıştır.

2829 sayılı Yasanın amacının hiçbir kurumdaki hizmeti aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasını sağlamak ve değişik kurumlardaki hizmetler birleştirilerek ziyan olmasını önlemek olduğu, yasa ile sosyal güvenlik sağlıyarak kişileri yaşadıkları toplum içinde insan onuruna yaraşır şekilde onu başkalarına muhtaç etmeyecek asgari bir hayat standardı sağlanmak istendiği gözetilmemiştir. Aksinin düşünülmesi Anayasanın "sosyal güvenliğin bir insan hakkı olduğuna" ilişkin ilkesine de aykırılık oluşturur.

Somut olayda, 19.09.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacı hakkında, 506 saylılı Kanun kapsamındaki hizmet süresi ve anılan Kanun'da aranan tahsis koşulları gözetilerek değerlendirme yapılmalı, sonucuna göte karar verilmelidir.

Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda, yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.