Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre
Sanık hakkında mağdure Hatice'ye yönelik kasten yaralama suçundan, mağdure Sena Nur'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan ve mağdure Pakize'ye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın mağdure Hatice'ye yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2 ve 86/3-a maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdure Sena Nur'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan aynı Kanun'un 103/1, 103/3 ve 43. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; mağdure Pakize'ye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan aynı Kanun'un 103/1, 103/3,103/6 ve 43. maddeleri uyarınca 19 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdurelerin beyanlarının çelişkili olduğuna, Adli Tıp Kurumundan alınan raporların kesin ve somut unsurlar taşımadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
A. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ancak; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/1 ve 103/3 maddesi gereğince belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun'un 43. maddesi ile 1/2 oranında artırım yapılması sonucunda belirlenen sonuç cezanın 10 yıl 15 ay olarak tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 11 yıl 3 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir.
3. Yukarıda belirtilen nedenlerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
C. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın işlediği kasten yaralama suçunun 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 86/3-a maddesinde düzenlenip, öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e. maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Aynı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.12.2014 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.
3. Yukarıda açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden vaki temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (5) numaralı fıkrasındaki (c) numaralı bendinden yer alan "...sanığın 11 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA..." ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "...sanığın 10 YIL 15 AY HAPİS CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA..." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, Başkan Vekili ... ve Üye ...'nun karşı oyları ve oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.
Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf sene olarak başlatılan cezanın arttırımlar sırasında aya dönüşmesi halinde ayın ikinci arttırımda yıla dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğine yöneliktir.
TCK'nın 61/6 madde ve fıkrası "hapis cezasının süresi gün, ay, yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün yirmidört saat: bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adli para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez."
10. fıkrasında ise "kanunda açıkca yazılı olmadıkca cezalar ne arttırılabilir, ne eksiltilebilir ne de değiştirilebilir" şeklindedir.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere gün, ay ve yıl olarak belirlenen süreler birbirlerinden farklı olabilmektedir ve cezalar değiştirilemeyeceğinden birbirlerine dönüştürülmesi de mümkün olamayacaktır.
Sanık hakkında TCK'nın 103/1 maddesi gereğince beş yıl hapis cezası verilmiş, ceza 103/3 maddesi gereğince arttırılarak yedi yıl altı ay hapis cezasına çıkartılmış daha sonra da TCK'nın 43. maddesi gereğince arttırılarak onbir yıl üç ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Başlangıçta verilen ceza yıl hesabıyla verilmiş bir cezadır. Dolayısıyla hesap yapılırıken yılın aya dönüştürülmesi hesapta kolaylık sağlamaktan başka bir anlama gelmez. Yani aslında altı ay, yılın hesabın yapılabilmesi nedeniyle aya çevrilmiş halidir. Altı ayı yıl olarak kabul etmek gerekir. Aksi takdirde ceza değiştirilmiş olur ve bu da 10. maddeye aykırı bir durum oluşturur.
Bu nedenle hesaplama sırasında yılın aya çevrilmesi cezanın aya dönüşmesi anlamına gelmez eğer mümkünse daha sonra yıla tamamlanabilecek süre yıla tamamlanır.
Bu nedenle somut olayda sonuç cezanın onbir yıl üç ay olması gerekir ve mahkemenin bu kararı doğrudur. Kararın on yıl onbeş ay olarak düzeltilmesi TCK'nın 61. maddesinin ilgili fıkralarına aykırılık oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.