... ile Hazine arasındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.07.2011 gün ve 637/1060 ... hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, merkez Sarıdemir köyündeki 103 ada 14 parsel ... taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit gördüğünü, taşınmazın Hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını, ... isimli kişinin parselin kendisine ait olduğu iddiasıyla yaptığı itirazın Kadastro Mahkemesince reddedilerek, taşınmazın müvekkiline ait olduğunun belirlendiğini, zilyetliğinin 30 yılı aşkın nizasız ve fasılasız devam ettirildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, davacının zilyetliğinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişme konusu 8360,08 metrekare miktarındaki 103 ada 14 parsel ... taşınmazın senetsizden, tapu ve vergi kaydına rastlanmadığı, ... ve ...’in mülkiyet iddiasında bulundukları, zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı anlaşılamadığına işaret edilerek 19.09.2005 tarihinde Hazine adına tespit gördüğü, yapılan itiraz sonucunda Kadastro Mahkemesince davacı ...’ın davasının reddi ile tespit gibi tesciline karar verildiği, mahkemece yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların davacı ve babasının yirmi yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliklerinin bulunduğundan söz edildiği, UYAP’tan temin edilen nüfus kayıtlarına göre muris ... ...’in 11.07.1992 tarihinde vefatı ile davacı dışında başka mirasçılarının da mevcut olduğu görülmüştür.
Bu açıklamalara göre; taşınmaz, muris ... ...’in terekesine aittir. Taşınmaz murisinden intikal ettiğine göre, TMK. nun 640/2 ve 702/2 maddelerine göre, mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekir.
Davacının, tek başına taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemesi mümkün değildir. Davacı dava konusu taşınmazın miras bırakanından kaldığını bildirdiğine ve taksim hakkında herhangi bir açıklama yapmayarak adına tescil talebinde bulunduğuna ve tereke murisin ölüm tarihi itibariyle elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğuna göre, davada yer almayan diğer mirasçıların yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlerinin alınması, davaya katılmalarının sağlanması veya TMK. nun 640 maddesi uyarınca miras ortaklığına bir temsilci atanarak onun huzuruyla yargılamaya devam edilmesi de olanaklı değildir. Çünkü davacı yalnızca kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Ancak taşınmaz tereke paylaşımı veya herhangi bir yolla davacıya kalmış ise, şimdiki gibi davanın yürütülmesi, aşağıdaki eksikliklerin yerine getirilmesi ve kabulüne karar verilmesi, paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya kalmamış ise, üçüncü kişiye karşı tek başına dava açamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, istek doğrultusunda iptal ve tescile karar verilmesi TMK. nun 701 ve 702. maddelerine aykırıdır.
Ayrıca, 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir.
Anılan hüküm göz önünde tutularak miras bırakanı ve diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan tescil davaları sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise, bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış zilyetliğe dayalı tescil davası olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir.
Açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK. 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, HUMK. nun 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.