Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı ve davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili Av. ... geldi. Gelenin sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklanan 30.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın, ıslah dilekçesi ile de 170.500 TL maddi tazminatın tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı şirket yönünden davanın aktif husumet, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet nedeniyle reddine, 28.416.66 TL maddi tazminatın davalı şirketten tahsili ile davacı gerçek kişilere verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı şirket vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılar vekilinin maddi tazminat miktarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.6.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile davalı kiralayan ..... Tatil Köyü Turizm A.Ş. dava konusu edilen kiralananı spor salonu olarak davacılar ... ve ...'e kiralamıştır. Davacılar işbu dava ile spor salonu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazın imar planında otopark olarak görünmesi ve belediyece mühürlenmesinden dolayı kullanılamaması nedeniyle uğranılan zararlarının tazminini talep etmişlerdir. Karşılıklı borç doğuran kira ilişkisi şahsi (nispi) nitelikte bir borç ilişkisi olup, ancak sözleşmenin tarafları için hüküm ifade eder. Bu anlamda kiralayanın mal sahibi olma yükümlülüğü yoktur. Bir kimse başkasına ait bir malı da kiraya verebilir. Bunu önleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı taraf kiralayan şirket ile birlikte taşınmazın maliklerini de davalı olarak göstererek istemde bulunmuş ve malik gerçek kişi davalılar hakkındaki dava, husumet yönünden ret edilmiş olduğundan taşınmazın hukuki ayıplı olarak kiralanmasından kaynaklanan tüm zararların tazmininden kiralayan sorumlu olup, davada zararın müteselsilen tahsilinin istenmemesi kiralayan davalının sorumluluğunu azaltmaz. Kaldı ki, malik gerçek kişiler hakkındaki dava esas yönünden değil, taraf sıfatı nedeniyle ret edilmiştir. Bu durumda taşınmazın kiralayanı durumunda olan davalı şirketin denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenen tüm zarardan sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davalı sayısına göre tazminat miktarından indirime gidilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacılar ... ve ... yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.