Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-karşı davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı ... geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, ziynet ve ev eşyalarının bedeli, katkı payı ve değer artışı alacağının tahsiline ilişkin olup, karşı dava ile de, katkı payı ve değer artışı isteminde bulunulmuştur. Mahkemece, ziynet ve ev eşyaları bedeli yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilmesi üzerine hüküm, davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir

1- Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir. 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabından kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde bakılacağını hükme bağlamıştır.

Tarafların işbu davadaki talepleri evlilik birliği içinde edinilen mallar yönünden katkı payı ve değer artışına yönelik olup, mahkemenin kabulünün aksine özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Bu durumda davaların esasının aile mahkemesinde görülüp sonuca bağlanması gerekirken, yanlış hukuki nitelendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

2-Davacı – karşı davalı vekilinin ziynet ve ev eşyalarının bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı- karşı davalı vekili, dava dilekçesinde, düğünde davacı- karşı davalıya takılan ziynet eşyalarının davalı- karşı davacı tarafından borçların karşılanacağı gerekçesi ile elinden alınıp bir daha iade edilmediğini, yine evlilik birliği içinde yeni alınan evlerinin mefruşatı yönünden alınan ev eşyalarının da davalı- karşı davacıda kaldığını iddia ederek bedellerinin tahsilini istemiştir.
Eşya iadesi davalarında eşyalar aynen mevcutsa, dava hakkı mülkiyete dayandığından Türk Medeni Kanunu'nun 701. ve 702. maddesi şartları oluşmadıkça zamanaşımına uğramaz. Söz konusu eşyaların sadece bedelinin istenmesi halinde ise, istem tazminata ilişkin olduğundan, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı- koca arasındaki davalarda Borçlar Kanunu'nun 132. maddesinin dikkate alınması gerekir.
Mahkemece boşanma davasının 17.1.2011 tarihinde kesinleşmesinden sonra 16.1.2012 tarihinde açılan davada bir yıllık sürenin geçirildiğinden söz edilerek davanın süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, davanın Medeni Kanunu'nun 178. maddesinde sayılan alacak davası olarak nitelendirilmesi ve zamanaşımının bir yıl olarak kabul edilmesi doğru değildir. Kaldı ki, bu süreler itibariyle bir yıllık süre de geçmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere on yıl olan zamanaşımı henüz dolmadığından mahkemece ziynet ve ev eşyalarının bedeli yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir .

Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.